TBMM’de kabul edilen düzenleme, tasfiyesine karar verilen fonlardaki yaklaşık 456 bin yatırımcıyı ilgilendiriyor. Yatırımcılara, hesaplanan tutar ve yasal koşullara göre 1 milyon TL’ye kadar ara ödeme yapılabilecek. Ancak fonların varlıklarından elde edilecek kaynak tüm yatırımcıların kayıplarını karşılamaya yetmeyebilir.
Tasfiyesine karar verilen bazı yatırım fonlarına ilişkin kanun teklifi, 22 Ekim 2026’da Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda kabul edildi.
“Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun” başlıklı düzenleme, Sermaye Piyasası Kurulunun (SPK) 17 Eylül 2026 tarihli kararlarıyla tasfiyesine karar verilen ve kanunun yayımlandığı tarihte tasfiyesi tamamlanmamış fonları kapsıyor.
SPK’nın 23 Eylül 2026 tarihli açıklamasına göre, yedi portföy yönetim şirketine ait 131 fonun tasfiyesine karar verildi. Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) kayıtlarında bu fonlardaki tekil yatırımcı sayısı 455 bin 758 olarak açıklandı.
Düzenleme, tasfiye sürecinin adil, şeffaf ve etkin yürütülmesini, fon malvarlığından hukuka aykırı biçimde çıkarılan değerlerin geri kazanılmasını, oluşan kayıp ve zararların sorumlulardan tahsil edilmesini ve geri kazanılan kaynakların fon pay sahiplerine ödenmesini amaçlıyor. Kanunun hükümleri, belirtilen fonlar dışındaki diğer yatırım fonları için genel veya sürekli bir tasfiye ve sorumluluk rejimi oluşturmuyor.
1 milyon TL ara ödeme nasıl yapılacak?
Kanunda, SPK’nın belirleyeceği fonlardaki yatırımcılara, nihai tasfiye sırasında hak kazanacakları ödemelerden mahsup edilmek üzere ara ödeme yapılması öngörülüyor. Ara ödeme için esas alınacak net yatırım tutarı, MKK tarafından hesaplanacak.
Net yatırım tutarı 1 milyon TL’nin altında olan yatırımcılara hesaplanan net yatırım tutarı kadar, 1 milyon TL veya üzerinde olan yatırımcılara ise en fazla 1 milyon TL ara ödeme yapılabilecek. Buradaki 1 milyon TL, her yatırımcıya koşulsuz olarak ödenecek sabit bir tutar değil; kanunda belirlenen üst sınır.
Ara ödeme tutarı, net yatırım tutarının endeksleme uygulanmadan hesaplanan kısmını aşamayacak. Ayrıca para piyasası niteliğindeki fonlar hariç olmak üzere, yatırımcının ilgili fondaki katılma paylarının ara ödeme hesabından önceki gün sonu itibarıyla hesaplanan toplam değeri de dikkate alınacak.
Bu değer, yapılacak ara ödemenin üst sınırlarından biri olacak. İlgili fiyat, tasfiye ile görevli kuruluşlardan alınan bilgiler ve o güne ilişkin değerleme üzerinden Takasbank tarafından hesaplanacak.
Ara ödeme, yatırımcının nihai tasfiye sonunda alacağı tutardan düşülecek. Yani yatırımcıya yapılan ödeme, nihai alacağına ek olarak verilmeyecek. Ara ödeme karşılığında fon katılma payları iade edilmeyecek; payların iadesi nihai tasfiye ödemeleri sırasında gerçekleştirilecek.
SPK’nın 1 Ekim 2026 tarihli duyurusunda da ara ödeme usulü açıklanmıştı. Duyuruya göre, Tera Portföy Yönetimi, Pusula Portföy Yönetimi, Atlas Portföy Yönetimi ve Hedef Portföy Yönetimi tarafından kurulan fonlarda, mutabakat işlemleri tamamlanmış katılma payı sahiplerine ödeme yapılması kararlaştırılmıştı. Her yatırımcı için her bir fon bakımından ayrı ayrı hesaplama yapılacağı ve ara ödemenin 1 milyon TL’yi aşmayacağı belirtilmişti. Söz konusu kanunla, ara ödeme ve nihai tasfiye sürecine ilişkin yasal çerçeve de düzenlenmiş oldu.
Yatırımcının net yatırım tutarı nasıl hesaplanacak?
Net yatırım tutarı hesaplanırken yatırımcının fona fiilen yaptığı nakit girişleri ve fondan aldığı nakit çıkışları esas alınacak. Kanundaki özel hesaplama yöntemi, fon malvarlığının nakde çevrilmesinden elde edilen dağıtılabilir paranın, tasfiye kararından önceki gün sonu itibarıyla geçerli fon birim pay fiyatı ve ödemeye esas katılma payı sayısı üzerinden hesaplanan toplam tutarı karşılamaya yetmemesi durumunda uygulanacak.
Hesaplamada her nakit giriş ve çıkış, tasfiye tarihine kadar açıklanan tüketici fiyat endeksi (TÜFE) ile yurt içi üretici fiyat endeksindeki (Yİ-ÜFE) değişim oranlarının aritmetik ortalaması dikkate alınarak güncellenecek. Kanunda bu hesaplama için süre esasına dayanan bir yöntem öngörülüyor.
Yatırımcının fona yaptığı nakit girişleri ile fondan aldığı nakit çıkışları bu yöntemle hesaplandıktan sonra, girişlerin çıkışlardan fazla olması halinde fondan yatırımcıya yapılan nakit çıkışları ilk giren ilk çıkar yöntemiyle düşülecek. Net yatırım tutarını MKK hesaplayacak.
Bu hesaplama, yatırımcının fonla gerçekleştirdiği nakit işlemlerini ve belirlenen endeksleme yöntemini dikkate alıyor. Ancak net yatırım tutarının hesaplanması, bu tutarın tamamının kesin olarak ödeneceği anlamına gelmiyor. Nihai ödeme, tasfiye sonunda elde edilen kaynaklara ve kanundaki dağıtım hükümlerine bağlı olacak.
Para hangi kaynaklardan karşılanacak?
Düzenlemenin temel dayanaklarından biri, tasfiye edilen fonların kendi mal varlıklarının nakde çevrilmesi ve fonlardan hukuka aykırı biçimde çıkarılan değerlerin geri kazanılması. Fonların tasfiyesi, SPK’nın gözetim ve denetiminde, tasfiye ile görevlendirilen kuruluşlar tarafından yürütülecek. Kurul; fon varlıklarının tespiti ve değerlemesi, nakde çevrilmesi, pay sahipliğinin belirlenmesi, ara ve nihai ödemeler ile dağıtım sırasına ilişkin usul ve esasları belirleyebilecek.
Tasfiye ile görevli kuruluşların, yatırımcıların menfaatlerini, piyasa koşullarını, portföylerin yapısını ve fon varlıklarının korunmasını gözeterek mümkün olan en yüksek ekonomik değerin elde edilmesi için gerekli özeni göstermesi gerekiyor.
Kanun, borsada oluşan fiyatın ilgili varlığın gerçek değerini yansıtmadığının veya satışın tasfiyeyi geciktireceğinin SPK tarafından belirlenmesi halinde farklı satış yöntemlerinin kullanılmasına imkân tanıyor. Bu yöntemler arasında geri alım, hâkim ortağa satma hakkı, toptan satış ve özel işlem bildirimi gibi seçenekler bulunuyor. SPK, tasfiye ile görevli kuruluşların talebi üzerine varlıkların borsa dışında satılmasına da onay verebilecek.
Fon malvarlığından hukuka aykırı biçimde çıkarıldığı belirlenen değerlerin geri kazanılması ve fon kayıp ve zararlarının sorumlulardan tahsil edilmesi de düzenlemenin kapsamına giriyor. Geri kazanılan tutarların fon pay sahiplerine ödenmesine ilişkin usul ve esaslar SPK tarafından belirlenecek.
Hazine kaynağı kullanılmayacak
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, fon tasfiyesi kapsamında yatırımcıların zararlarının Hazine kaynaklarından karşılanmayacağını açıkladı. Bu yaklaşımda ödemelerin fonların kendi varlıkları ve tasfiye sürecinde geri kazanılabilecek değerler üzerinden yürütülmesi esas alınıyor.
Kanun, yatırımcıların bütün kayıplarının kamu bütçesinden karşılanacağına ilişkin genel bir garanti getirmiyor. Tasfiye edilen fonların varlıklarının nakde çevrilmesi, hukuka aykırı biçimde çıkarılan değerlerin geri alınması ve sorumlulardan tahsilat yapılması, yatırımcılara dağıtılabilecek kaynakların oluşturulmasında önem taşıyor.
Bu nedenle ara ödeme düzenlemesi, devletin tüm yatırım zararlarını üstlendiği bir tazminat sistemi olarak değerlendirilemiyor. Yatırımcıların alacağı tutar, kanundaki hesaplama ve dağıtım hükümlerinin yanı sıra tasfiye sürecinde elde edilebilecek kaynaklara bağlı olacak.
Tasfiye sonunda para yetmezse ne olacak?
Kanun, dağıtılabilir paranın hesaplanan net yatırım tutarlarının veya ara ödeme tutarlarının tamamını karşılamaya yetmemesi ihtimalini de düzenliyor. Böyle bir durumda SPK, mevcut kaynaktan mümkün olan en fazla sayıda fon pay sahibinin tam yararlanmasını sağlamak amacıyla ödeme yöntemini belirleyebilecek.
Kurul, net yatırım tutarı en düşük olan yatırımcıdan başlanarak ödeme yapılmasına karar verebilecek. Bir diğer seçenek ise tüm yatırımcılar bakımından uygulanacak asgari bir ara ödeme tutarı belirlenmesi olacak. Bu seçeneklerin uygulanması ve ödeme yönteminin belirlenmesi SPK’nın yetkisinde bulunuyor.
Bununla birlikte, yapılacak ödemeler için sınırlar korunacak. Hiçbir yatırımcıya hesaplanan net yatırım tutarını, ödeme veya tasfiye tarihinden önceki gün sonu itibarıyla hesaplanan hak ve alacak tutarlarını ya da kanundaki 1 milyon TL ara ödeme tavanını aşan ödeme yapılamayacak. Ara ödeme karşılığında katılma payı iadesi yapılmaması kuralı da geçerliliğini koruyacak.
Bu hükümler, 1 milyon TL’nin her yatırımcı için garanti edilmiş bir ödeme olmadığını bir kez daha ortaya koyuyor. Tasfiye sonunda elde edilen para, hesaplanan tutarların tamamını karşılamazsa yatırımcıların alacaklarının tamamını tahsil edememesi mümkün.
Daha önce ödeme alan yatırımcılar için ne öngörülüyor?
Kanun, SPK’nın 17 Eylül 2026 tarihli kararlarıyla tasfiyesine karar verilen fonlarda, tasfiye tarihine kadar katılma paylarını fona iade ederek ödeme almış kişiler için de bir düzenleme içeriyor.
Buna göre, yatırımcıların fona yaptıkları girişlerin tasfiye tarihine kadar TÜFE ve Yİ-ÜFE değişim oranlarının aritmetik ortalamasıyla güncellenmesi sonucunda hesaplanan tutarı aşan getirileri, SPK tarafından ilan edilecek hesaplara isteğe bağlı olarak iade edilebilecek. Buradaki düzenleme, söz konusu tutarların otomatik olarak geri alınacağı anlamına gelmiyor; kanun, isteğe bağlı iade mekanizması öngörüyor.
Fon malvarlığında bulunan ve SPK tarafından Sermaye Piyasası Kanunu’nun ilgili hükümleri kapsamında değerlendirilen paylardan kazanç elde eden kişiler için de ayrı bir iade yöntemi düzenleniyor. Bu kişiler, söz konusu paylardan elde ettikleri getirinin, payı elde tuttukları dönemdeki alım maliyetinin tasfiye tarihine kadar belirtilen endeksleme yöntemiyle güncellenmiş tutarını aşan kısmını, SPK tarafından ilan edilen genel hisse iade hesabına isteğe bağlı olarak iade edebilecek.
Hesaplama döneminin, iade edilecek tutarın belirlenmesinde kullanılacak yöntemin ve uygulamaya ilişkin diğer usul ve esasların belirlenmesi SPK’nın yetkisinde olacak.
Hangi kişilere ödeme yapılmayacak?
Kanunda, tasfiyeye konu fonların piyasa bozucu eylem, bilgi suistimali veya piyasa dolandırıcılığı kapsamındaki fiilleri işlemesi, bu fiillerin fonlarla birlikte hareket edilerek gerçekleştirilmesi ya da fonların iştirakiyle işlenmesi durumuna ilişkin hükümler de bulunuyor.
Bu fiilleri işlediği veya fonlarla birlikte hareket ettiği SPK tarafından tespit edilen kişi ve kurumlara, 17 Eylül 2026 tarihli kararlarla tasfiyesine karar verilen fonların tasfiye ve geri kazanım hesaplarından ödeme yapılmayacak.
Bu hüküm, düzenleme kapsamındaki fonlarla bağlantılı belirli fiillerin SPK tarafından tespit edilmesi halinde uygulanacak. Dolayısıyla ödeme yapılmaması, bütün yatırımcıları kapsayan genel bir kural değil; kanunda belirtilen fiiller ve Kurulun tespitleriyle sınırlı bir düzenleme.
TEFAS’ta işlemi tamamlanamayan yatırımcılar da kapsama alındı
Kanunla, Türkiye Elektronik Fon Alım Satım Platformu’na (TEFAS) iletilmiş olmasına rağmen fonun temerrüde düşmesi veya katılma payı fiyatının açıklanmaması nedeniyle gerçekleştirilemeyen bazı talimatlar bakımından da düzenleme yapıldı.
17 Eylül 2026 tarihi ve öncesinde TEFAS’a iletilen, ancak belirtilen nedenlerle tamamlanamayan işlemler nedeniyle katılma payları bloke edilmiş olan kişiler, fon pay sahibi sıfatıyla tasfiye kapsamına alınıyor. Böylece bu kişilerin tasfiye sürecindeki hukuki statülerinin ve haklarının belirlenmesi amaçlanıyor.
SPK, 22 Ekim 2026 tarihli duyurusunda da pay blokajı alt hesabında (PBLK) kaydı bulunan kişilerin 455 bin 758 fon pay sahibi içinde yer aldığını bildirdi. Duyuruda, bir satış talimatının verilmiş olmasının tek başına takas işleminin tamamlandığı anlamına gelmediği belirtildi. Takasın tamamlanması için nakdin yatırımcı hesabına geçirilmesi ve fon katılma payı sahipliği kaydının kaldırılması gerekiyor.
Düzenleme, tamamlanmış işlemleri geriye dönük olarak değiştirmiyor. Henüz takas süreci tamamlanmamış talimatlar, tasfiye sonucunda elde edilen tutarlar üzerinden diğer fon pay sahipleriyle aynı koşullarda değerlendirilecek.
Kanun ne zaman uygulanacak?
TBMM kayıtlarına göre düzenleme 22 Ekim 2026’da kabul edildi ve aynı tarihte Cumhurbaşkanlığına gönderildi. Kanunun yürürlüğe girmesinin ardından, tasfiyeye ilişkin süreç SPK’nın gözetim ve denetiminde yürütülecek. Fon varlıklarının belirlenmesi, nakde çevrilmesi, yatırımcıların hak sahipliğinin tespiti, ara ödeme ve nihai ödeme hesaplamaları ile dağıtım yönteminin uygulanması bu sürecin temel aşamalarını oluşturacak.
Yaklaşık 456 bin yatırımcıyı ilgilendiren düzenleme, belirli fonların tasfiyesi için özel bir yasal çerçeve getiriyor. Yatırımcıların ne kadar ödeme alabileceği ise net yatırım tutarlarına, fon paylarının değerine, daha önce alınan ödemelere ve tasfiye kapsamında elde edilebilecek kaynaklara göre belirlenecek. Kanun, 1 milyon TL’ye kadar ara ödeme yapılmasına imkân tanırken bütün yatırım kayıplarının karşılanacağını veya ödemelerin Hazine tarafından garanti edildiğini öngörmüyor.
Ne olmuştu?
Fon krizi, Sermaye Piyasası Kurulunun (SPK) 17 Eylül 2026’da yedi portföy yönetim şirketine ait 131 yatırım fonunun tasfiyesine karar vermesiyle geniş bir yatırımcı kitlesini ilgilendiren bir sürece dönüştü. MKK kayıtlarına göre söz konusu fonlarda 455 bin 758 tekil yatırımcı bulunuyordu.
Süreçte, bazı fonların malvarlığından hukuka aykırı biçimde çıkarıldığı öne sürülen değerler, yatırımcıların işlemlerini tamamlayamaması ve zararların nasıl karşılanacağı tartışma konusu oldu. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı da sermaye piyasası mevzuatına aykırılık ve suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama iddiaları kapsamında soruşturma yürüttü.
Kamuoyundaki tartışmaların bir diğer başlığı, eski AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya ile eşi İlyas Kaya’nın Özata Denizcilik hisselerindeki işlemleri oldu. Yeni Parti Sözcüsü Zeynel Emre, eylül ayında yaptığı açıklamada çiftin söz konusu hisselerde kısa sürede yüksek kazanç sağladığını öne sürdü. Basına yansıyan iddialarda, Fatma Betül Sayan Kaya’nın yaklaşık 63,3 milyon liralık yatırımının 1,34 milyar liraya, eşi İlyas Kaya’nın yaklaşık 99,7 milyon liralık yatırımının ise 826 milyon liraya ulaştığı ileri sürüldü.
Hisse işlemlerine ilişkin tartışmaların ardından Fatma Betül Sayan Kaya, AKP Genel Başkan Yardımcılığı görevinden ayrıldı.
Tasfiye sürecinde yatırımcıların haklarının nasıl hesaplanacağı ve fonlardan geri kazanılacak değerlerin nasıl dağıtılacağı konusunda özel bir yasal düzenleme hazırlandı. AKP milletvekillerinin imzasını taşıyan teklif 9 Ekim’de TBMM’ye sunuldu ve 22 Ekim’de Genel Kurul’da kabul edildi. Düzenlemeyle belirli fonların tasfiyesine, yatırımcılara ara ödeme yapılmasına ve hukuka aykırı biçimde çıkarılan değerlerin geri kazanılmasına ilişkin hükümler getirildi.

