Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması’na ilişkin kanun teklifi TBMM’ye sunuldu. Teklif henüz Dışişleri Komisyonu’na sevk edilmezken, muhalefet anlaşmanın olası askeri sonuçlarına dikkat çekerek içeriğinin açıklanmasını ve reddedilmesini talep ediyor.
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında 7 Ağustos'ta imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşmasına ilişkin kanun teklifi TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un imzasıyla TBMM'ye sunuldu.
Henüz Dışişleri Komisyonu'na havale edilmeyen teklifin komisyonda ne zaman görüşüleceği netlik kazanmadı.
Komisyonun bu haftaki rutin gündeminde toplantı bulunmuyor.
Muhalefet eleştiriyor
Mekke Anlaşması muhalefet tarafından “henüz TBMM’de onaylanmadan sahada uygulanmasının anayasaya aykırı olduğunu, Türkiye’nin Yemen savaşına sokulmak istendiğini” gerekçesiyle eleştiriliyor.
Anlaşmanın reddedilmesi çağrısı yapan muhalefet, içeriğe ilişkin ayrıntılı bilgi verilmesini talep ediyor.
Kim, ne diyor?
Geçen hafta TBMM Genel Kurulu’nda CHP’nin, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın olası güvenlik risklerinin incelenmesi ve Meclis’in anayasal denetim rolünün işletilmesi amacıyla verdiği genel görüşme önergesi, AKP ve MHP’nin oylarıyla reddedilmişti.
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Mekke Anlaşması'na ilişkin, "Türkiye, neden sınırları, tehdidi ve nihai maliyeti belirsiz, yeni bir askeri yükümlülüğün içine sokulmaktadır? Bugünün müşriklerinin menfaati için, Peygamber Ocağı’nın neferi Mehmetçiğin ayağına taş değdirmemek için elimizden gelen her şeyi yapacağız. Sesime kulak verin, burayı iyi dinleyin: Mehmetçik, vakfın şirketine satmaya kalktığınız Aramco’nun koruması değildir" ifadelerini kullanmıştı.
Öte yandan AKP’li yetkililer, anlaşmaya ilişkin Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın gerekirse TBMM Genel Kurulu’nda bilgi verebileceğini belirtti.
Anlaşmada ne var?
Anlaşma tüm tarafların onay sürecini tamamlamasının ardından yürürlüğe girecek. Anlaşmanın tarafı üç ülke, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan, anlaşmanın yürürlüğe girmesini takip eden ilk 10 yıl boyunca anlaşmadan ayrılamayacak. 10 yılın ardından ise en az üç ay önceden yazılı bildirimde bulunarak çekilme hakkı kullanılabilecek.
TRT Haber'in aktardığına göre 16 maddelik anlaşma üç ülkeyi "çekirdek taraflar" olarak tanımlıyor. Taraflar arasında NATO benzeri bir karşılıklı savunma ve güvenlik işbirliği mekanizması kurulması öngörülüyor:
Ortak savunma taahhüdü: Taraflardan birine yapılan dış kaynaklı silahlı saldırı, tüm taraflara yapılmış sayılacak. Diğer üyeler saldırıya uğrayan ülkeye, askeri imkanlar dahil mevcut kapasiteleri ölçüsünde yardım sağlayacak.
Savunma ve askeri işbirliği: Ortak tatbikatlar, eğitimler, personel değişimi ve silahlı kuvvetler arasında birlikte çalışabilirliği artıracak faaliyetler yürütülecek.
Savunma sanayii entegrasyonu: Teknoloji transferi, ortak Ar-Ge projeleri, ortak üretim ve savunma sanayii alanında işbirliği teşvik edilecek.
Güvenlik ve terörle mücadele: Taraflar terörizmin tüm türlerine karşı operasyonel düzeyde işbirliğini artıracak ve ortak güvenlik değerlendirmeleri yapacak.
İstihbarat paylaşımı: Güvenli iletişim kanalları üzerinden istihbarat ve güvenlik bilgileri paylaşılacak.
Lojistik destek: Savaş, barış veya olağanüstü durumlarda silah, mühimmat, yakıt, yedek parça ve diğer askeri teçhizat desteği sağlanabilecek. )
Kurumsal yapı: Dışişleri ve Savunma Bakanları ile Genelkurmay Başkanlarından oluşan bir Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi kurulacak. Komite anlaşmanın uygulanmasını yönetecek, yeni üyelerin katılımını değerlendirecek ve merkezi Suudi Arabistan'da olacak bir sekretarya tarafından desteklenecek. İlk genel sekreter Pakistanlı olacak.
Gizlilik ve hukuki hükümler: Paylaşılan gizli bilgilerin korunması, anlaşmazlıkların müzakere yoluyla çözülmesi ve anlaşmanın mevcut uluslararası yükümlülükleri etkilememesi güvence altına alınıyor. (Madde 11-15)
Anlaşma süreci
Yemen’deki Husilerin saldırılarının artması, Suudi Arabistan’a yönelik askeri destek tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. İran’ın desteklediği Husilerin saldırılarına Türkiye ve Pakistan başta olmak üzere birçok ülkeden tepki geldi.
Türkiye’de ise Mekke İttifakı çerçevesinde Suudi Arabistan’a askeri destek verilmesi seçeneği gündeme alındı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın açıklamaları, Ankara’nın bu desteğin sağlanmasına yönelik siyasi iradesini ortaya koydu.
ABD Başkanı Donald Trump, 7 Ekim’de Beyaz Saray’da gazetecilerin sorularını yanıtlarken, Türkiye ve Pakistan’ın Suudi Arabistan’a askeri destek verme kararına ilişkin soruya, “Sanırım Suudi Arabistan’a yardım etmek istiyorlar ve bence bu iyi bir şey” dedi.
Erdoğan, 13 Ekim’de Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile yaptığı telefon görüşmesinde, Türkiye’nin Suudi Arabistan’ın yanında olmaya devam edeceğini belirtti.
Milli Savunma Bakanlığı (MSB) da anlaşma kapsamında sağlanabilecek askeri desteğin kapsamına ilişkin açıklama yaptı. Bakanlık, seçeneklerin Meclis onayı ve anayasal süreçlerin tamamlanmasının ardından, sahadaki ihtiyaçlar dikkate alınarak belirleneceğini bildirdi.

