AKP Grup Toplantısı’nda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Özgür Özel’in “savaştayım” açıklamasını eleştirdi. Erdoğan İstanbul’daki sel felaketine, Suriye’deki gelişmelere ve muhalefete ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Meclis'te partisinin Grup Toplantısı'na katıldı.
Konuşmasına hayatını kaybeden Üsküdar Belediye Başkan Vekili Dündar Ziya Gültekin için başsağlığı dileyerek başlayan Erdoğan, dün yapılan oylamada Üsküdar Belediyesi Başkan Vekili olarak seçilen Muhammet Emin Sarıoğlu'nu da tebrik etti.
Erdoğan, Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel'in "Ben artık savaştayım, büyük bir mücadeledeyim. Ölümü de, hapsi de göze almışız" açıklamasına "Geçenlerde bir tanesi çıkmış, şuursuzca savaştayız diyor. Hırsı aklını esir almış bu zata sormak lazım; hayırdır beyler, kiminle savaştasınız? Hangi düşmana karşı savaş ilan ettiniz? Seferberlik çıktı da Türkiye işgal edildi de bizim mi haberimiz yok?" sözleriyle tepki gösterdi.
Erdoğan’ın konuşmasından satır başları şöyle:
Muhalefet eleştirisi
"Siyaseti millete daha iyi hizmet etme yarışı olmaktan çıkarıp dost-düşman ikiliğine hapsetmenin sadece demokrasimiz için değil, toplumsal barış ve huzurumuz için de tehdit oluşturduğunu ifade ettik.
"Rakiplerimiz dahil tüm siyasi partileri söz konusu milletin ve memleketin menfaatleri olduğunda siyaset kurumu olarak savaş baltalarını bir yana bırakıp müştereklerimizi çoğaltmaya davet ettik. Türkiye merkezli siyaset gütmenin bilhassa bu dönemde ülkemiz açısından ihtiyaçtan öte milli bir görev olduğunun altını çizdik. Ancak son üç haftada hayal kırıklığı yaşadık.
"Teessüfle belirtmek isterim ki muhalefetin bazı aktörlerinin ne böyle bir hassasiyeti ne de böyle bir gündemi var. Dünyayı ve bölgemizi hiç takip etmedikleri gibi Türkiye'ye yönelik örtülü operasyonlardan, toplumsal mühendislik projelerinden de habersizler.
"Hayırdır beyler?"
"Kendi dar çıkarları dışında her şeyi gözlerini ve kulaklarını kapatmış durumdalar. Plan deseniz, yok. Program deseniz yok. Ülkenin sorunlarına çözüm önerisi deseniz yok. Siyasette nezaketi koruyalım deseniz maalesef o da yok. Kusura bakmasınlar. Ama bu tavır doğru bir tavır değildir. Sorumlu bir tavır değildir. Türk demokrasisi için tehlikeli olduğu kadar marazi de bir tavırdır.
"Benim menfaatime olacaksa, isterse bu ülke batsın, bitsin, kaosa girsin tavrı son derece bencilce bir tavırdır. Türkiye üzerine operasyon hayalleri kuran çevrelere cesaret veren bir tavırdır. Üç kuruşluk siyasi ikbalini vatandaşı olduğu ülkenin, mensubu olduğu milletin felaketine bağlamak egoist bir zihin dünyasının başvurumudur.
"24 yıl boyunca ülkenin ayağına ne zaman taş değse umutlandılar. 24 yıl boyunca Türkiye'nin sıkıntılarından rant devşirmeye çalıştılar. 24 yıl boyunca tüm umutlarını ülkenin ekonomik, siyasi ve sosyal olarak zayıflamasına, böylece iktidarın kan kaybetmesine bağladılar. Dikkat edin, bugün de aynı ham hayali kuruyorlar.
"Geçenlerde bir tanesi çıkmış, şuursuzca 'savaştayız' diyor. Hırsı aklını esir almış bu zata sormak lazım. Hayırdır beyler. Kiminle savaştasınız? Hangi düşmana karşı savaş ilan ettiniz? Seferberlik çıktı da bizim mi haberimiz yok? Türkiye işgal edildi de biz mi duymadık? Türkiye işgal edilmediğine, seferberlik çıkmadığına göre nereden aklınıza esti bu savaş? Öyle mi?
Dergi kapakları mesajı
"24 yıl boyunca bu ülkenin başına çok ciddi sıkıntılar geldi. Ülkemize aba altından sopa gösterenler oldu. Boylarına poslarına bakmadan Türkiye'yi alçakça tehdit edenler oldu. Türkiye'yi içerden çökertmek için Gezi olayları gibi nice dümen çevrildi. 'Muhalefeti destekleyip iktidarı devireceğiz' diyeninden, dergi kapakları üzerinden mesaj verenine kadar nice saldırıyla karşılaştık. Bunların hiçbirinde sesiniz çıkmadı.
"Türkiye'yi tehdit edenlere, Türkiye'yi karıştırmak isteyenlere karşı bir kez olsun bu dili kullandığınızı görmedik. Hatta gittiniz, onlardan yardım dilendiniz. El açtınız, etek öptünüz. Şimdi çıkmış, utanmadan 'savaştayız' diyorsunuz. Allah aşkına, siz ne dediğinizin, lafınızın nereye gittiğinin farkında mısınız? Bu milleti düşmanlaştırmaktan ne zaman vazgeçeceksiniz? Sorumlu, sağduyulu siyaset yapmayı ne zaman öğreneceksiniz? Onlara diyorum ki, bu milletin kardeşliğinden artık ellerinizi çekin.
"Bölerek, ayrıştırarak, ötekileştirerek varacağınız hiçbir yer olmadığını artık kabul edin. Açık söylüyorum, böyle sorumsuz bir söylem olmaz. Sürekli hakaret ederek, sürekli insanları tahrik ederek siyaset yapılmaz. Çünkü siyaseti aklına geleni söyleme değil, sözünü ölçerek, tartarak ifade etme sanatıdır. 'Efendim, ben ona buna bakmam, istediğimi söylerim' derseniz, o zaman istemediğinizi işitirsiniz. Dahası, sadece kendinize, sadece siyaset kurumuna değil, bu ülkeye ve millete de kötülük etmiş olursunuz.
Fon tartışmaları
"Milletin malına el uzatmak ne kadar büyük bir suçsa, aynı şekilde namuslu, şerefli, onurlu insanlara mesnetsiz şekilde yolsuzluk ithamında bulunmak da o kadar büyük bir suç, o kadar büyük bir şenaattir. Bundan daha fenası ise foyan ortaya çıktığı halde işi pişkinliğe vurmaktır.
"Hem elinde bilgi, belge olmadan kabine üyelerimizi itham edeceksiniz, önüne gelene iftira atacaksın, devletin kurumlarını töhmet altında bırakacaksın, insanlar millete hizmete ayırması gereken vakti senin iftiralarını, senin bühtanlarını belgeleriyle yalanlamaya ayıracak, sonra da çıkacaksın yüzün kızarmadan, hiçbir mahcubiyet duymadan işi pişkinliğe vurup kulağının üstüne yatacaksın. Biz buna 'eyvallah' demeyiz.
"İftira siyasetine, 'çamur at, izi kalsın' siyasetine teslim olmayız. Kimse kusura bakmasın, iftira atmanın, insanların izzetiyle oynamanın, insanları töhmet altında bırakmanın faturası pişkinlik olamaz. Biz hukuk zemininde, demokrasi zemininde bunun mücadelesini sonuna kadar veririz, vereceğiz. Bizim siyasetimizin pusulası bellidir.
"86 milyonun birliği, dirliği ve huzurunun her şart altında korunmasıdır. Türkiye'nin toplumsal barış ve istikrarının muhafazasıdır. Milli iradenin bila kaydü şart egemen kılınmasıdır. Demokrasimizin tehditler karşısında savunulmasıdır. İçinden geçtiğimiz bu kritik dönemde iç cephemizin güçlendirilmesidir. Siyaset kurumunun itibarının korunması, milletin sorunlarına tek çözüm adresi olmaya devam etmesidir. Biz bunun için çalışıyor, bunun için mücadele ediyoruz. İnşallah bu prensipler temelinde siyaset yapmaya devam edeceğiz.
İstanbul’da sel
"Hem afetin boyutlarını hem de ihtiyaçları tespit etmek amacıyla çalışmalara vaziyet ettiler. İlk etapta 14 Ekim tarihinde afet gruplarımız, İstanbul'daki il ve ilçe AFAD yönetim merkezlerinde 7 gün 24 saat esasıyla çalışmaya başladılar. İstanbul'daki arama, kurtarma, müdahale ve destek çalışmalarında toplam 47 bin 217 personelimiz, beş bin 280 araç ve 14 botla sahada görev aldı. 19 Ekim itibarıyla 112 Acil Çağrı Merkezi ve AFAD'a yapılan 21 bin 600 ihbar doğrultusunda toplam üç bin 270 vatandaşımızın güvenli bölgelere tahliyesi sağlandı" şeklinde konuştu.
"İstanbul'da yedi, Kocaeli'nde ise bir vatandaşın hayatını kaybettiğini ve vefat edenler için başsağlığı dileyen Erdoğan, "Hayatını kaybeden kardeşlerimizle ilgili olarak gerekli her türlü soruşturma ve inceleme sürüyor. Bilinsin ki, ihmal veya kusur varsa sorumlular ortaya çıkarılacak ve gereken hiç tereddütsüz yapılacaktır. Fakat milletçe hepimizi üzen bu acı hadiseyi kendileri için, kendi siyasi ajandaları için, özellikle de belediyelere yönelik yolsuzluk operasyonlarını itibarsız hale getirmek için kullanmaya çalışan fırsatçılara da asla müsamaha göstermeyeceğiz.
"Afetten olumsuz etkilenen vatandaşlarımıza her türlü desteği veriyoruz. Vatandaşlarımızın acil ve temel ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik Aile Bakanlığımız tarafından hane başına 10 bin lira olmak üzere toplam 200 milyon lira, AFAD tarafından 230 milyon lira, Ticaret Bakanlığımız tarafından toplam 80 milyon lira İstanbul Valiliğimize aktarıldı. Şu ana kadar İstanbul'daki 37 ilçemizde beş bin 672 haneye yaklaşık 57 milyon lira tutarında dağıtım yapıldı.
Suriye meselesi
"Değerli kardeşlerim, sevgili gençler, önce Kızılcahamam'daki 20. İstişare Toplantımızın ardından, 7 Mayıs 2013'teki grup toplantımızda Suriye'nin Baniyas şehrinde yaşanan vahşi katliama tepki göstermiş, masum çocukların, kadınların, masum sivillerin parçalanmış naaşlarıyla yüreklerimizin yandığı o karanlık günlerde dünya susarken yine bu kürsüden şunları söylemiştim: Biz Rûz-i Mahşer'de kitap önümüze konulduğunda hesabımızı yüreklice vermek istiyoruz. Onun için Baniyas'ta çocukların figanı arşı inletirken biz susan dilsiz şeytanlardan olmayacağız.
"Baniyas'taki masum çocukların arşa yükselen feryatları inşallah Esed rejiminin sonu olacaktır. Baniyas'ta katledilen kardeşlerimize Rabbimden rahmet, Suriyeli kardeşlerimize sabır niyaz ediyorum. Ve ‘Ya Nasrallah’ diyen, ‘Allah'ın yardımı ne zaman?’ diye soran Suriyeli kardeşlerime bir kez daha sesleniyorum. ‘Elâ inne nasrallâhi karîb.’ Hiç kuşkusuz Allah'ın yardımı yakındır. Sabreden zafere ulaşır ve Suriye inşallah zafere ulaşacaktır.” demiştik. Bugün içeride ve dışarıda bize demokrasi dersi, hukuk dersi, insan hakları dersi verenlerin sessizliğe gömüldüğü günlerde işte bunları söyledik.
"Biz, Üstat Sezai Karakoç'un da en güzel şekilde ifade ettiği gibi, yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer olduğuna gönülden iman ettik. Zulmün, vahşetin, barbarlığın etrafı kuşattığı o günlerde ‘Ne yapsalar boş, göklerden gelen bir karar vardır’ dedi. Rabbim de bizleri ne milletimize ne Suriyeli mazlumlara mahcup etmedi. Cenab-ı Allah, Suriyeli kardeşlerimizi muhteşem bir zaferle müşerref kıldı. Suriye halkı, 8 Aralık 2024 tarihinde inşallah yıllarca anlatılacak, yıllarca dilden dile, gönülden gönüle aktarılacak muazzam bir zafere imza attı. On üç buçuk yıllık zulmün ardından, İsrail'in ağır tahriklerine rağmen Suriye'de barışın, huzurun ve istikrarın tekrar boy vermeye başladığını görüyoruz.
"Suriyeli kardeşlerimiz, Cumhurbaşkanı Sayın Ahmet Şara'nın dirayetli liderliğinde birlik ve beraberlik içinde ortak geleceklerini inşa ediyorlar. Kuzeydeki entegrasyon sürecinin tekemmül etmesiyle birlikte Suriye'de yepyeni bir sayfanın açılacağına inanıyoruz. Biz de Türkiye olarak ihtiyaç duyulduğu her aşamada Suriye'nin yanında olmaya devam ediyor, Suriye halkının refahı ve huzuru için üzerimize düşen sorumluluğu bu süreçte hakkıyla yerine getirmeye çalışıyoruz."

