Hatalı verdiğim kararlarım vardır
Bursa'da torununu annesinden kaçırdığı suçlamasıyla yargılanan Hanife S., "Oğlumun vefatından duyduğum acıyı yaşayamadan torunuma bakmayı kendime görev edindim. Suç olarak yapmadım. Hatalı olarak vermiş olduğum kararlarım vardır. Bir anne ve bir babaanne olarak torunumun elimden alınacağını düşündüğümden vicdanımla hareket ederek bu şekilde karşınızdayım" dedi.
Bursa'da 7 yıl önce 1 yaşındayken kayıp ihbarı yapılan ve mart ayında özel ekibin operasyonuyla bulunarak mahkeme kararı sonrası yabancı uyruklu annesine teslim edilen 8 yaşındaki Nazar S'nin kaçırılmasına ilişkin davanın görülmesine başlandı.
Mustafakemalpaşa 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya, tutuksuz sanıklar Gülşen A, Ayşe T, Hanife T., Mustafa T. ile taraf avukatları katıldı. Tutuksuz sanık Recai M. ise duruşmaya katılmadı. Torununu kaçıran tutuklu sanık Hanife S. ise duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile bağlandı.
Savunmasını yapan Hanife S, torunu Nazar S'nin yurt dışında doğduğunu, daha sonra çocuğun annesi Rebecca S. ve oğlunun bebekleri Nazar S'yi alarak Türkiye'ye geldiğini anlattı.
Bir süre sonra oğlu Umut K. (33) ile tartışan Rebecca S'nin (31) çocuğu Nazar S'yi alıp Almanya'ya dönmek istemesi üzerine oğlunun torununu alarak ayrıldığını ileri süren sanık, bir süre iletişim kuramadığı oğluyla kendisine haber göndermesi üzerine 2024 yılında buluştuğunu ifade etti.
Oğlu Umut K'nin vefat ettiğini, torunu Nazar S'yi alarak Mustafakemalpaşa ilçesine geldiğini dile getiren Hanife S, şöyle konuştu:
"Oğlum vefat etmeden önce torunuma WhatsApp ve fotoğraflar üzerinden bütün sülaleyi tanıtmış. Bu sebeple benim babaannesi olduğumu biliyordu. Bunun dışında beni babaannesi olarak kabul etmesi adına bir çabaya gerek duymadım. Kendisi zaten beni tanıyordu ancak babasını kaybettiğinden kendisini bırakamazdım, torunumdu. Oğlumun vefatından duyduğum acıyı yaşayamadan torunuma bakmayı kendime görev edindim."
Sanık, torununa ara sıra annesinden bahsettiğini ileri sürerek, şunları kaydetti:
"Torunum hareketi ve koşmayı çok seven hatta aynı zamanda da sakar olan bir çocuktur. Kendisiyle sabah koşuları dahi yapardık. Ben 19 Temmuz tarihli psikoterapi raporunu Rebecca'nın avukatı tarafından sunulduğunu anladım ancak oradaki herhangi bir iskelet veya kas yapısındaki zayıflık tespiti olmak üzere aleyhe hususları kabul etmiyorum. Torunum bana zaman zaman annesinin kim olduğunu soruyordu. Video ve fotoğraflardan kendisine Rebecca'yı gösteriyordum. Televizyondan birçok dizi, haber, çizgi film gibi programları izliyorduk ancak bana hiç 'annemi özledim' demedi. Torunuma eninde sonunda annesine teslim olacağını, annesinin yanımızda olmama sebebinin babası ile tartışması sonrasında anlaşamadıkları olduğunu ancak çok uzun sürmeyecek zaman içerisinde annesi ile kavuşacağı yönünde gereken bilgileri veriyordum."
"Hatalı verdiğim kararlarım vardır"
Yaptıklarında sadece vicdanını dinlediğini belirten sanık, "Suç olarak yapmadım. Hatalı olarak vermiş olduğum kararlarım vardır. Bir anne ve bir babaanne olarak torunumun elimden alınacağını düşündüğümden vicdanımla hareket ederek bu şekilde karşınızdayım" diye konuştu.
Böyle bir suçtan yargılandığı için üzgün olduğunu dile getiren Hanife S, "Torunumu her şeyden korudum. Saçının teline zarar gelmemesi adına çaba harcadım. Gelinim eğer benimle hakaret içerikli değil de sağlıklı bir iletişim kursaydı ve Türkiye'ye gelseydi belki de böyle sonuçlanmazdı. Ben 60 yaşındayım. Cezaevi koşulları uyumama dahi müsaade etmiyor. Suç yönünden öz torunumun hürriyetini engellediğimi anlıyorum ancak insan ticareti suçlamasını kabul etmiyorum" ifadelerini kullandı.
Diğer sanık ve tanıkları da dinleyen mahkeme heyeti, Hanife S'nin tutukluluğunun devamına karar vererek, dosyadaki eksikliklerin giderilmesi için duruşmayı erteledi.
Müşteki Rebecca S'nin avukatı Sevilay Demirsu, duruşmanın ardından, tüm sanıkların suçtan kurtulmaya yönelik beyanlarda bulunduğunu ancak Türkiye ve Almanya'da yapılan tedavi ve tetkik evraklarında çocuğun ciddi anlamda izole edildiğinin ortaya konduğunu ifade etti.
Babanın velayet hakkına dayanarak çocuğu kaçırdığının söylendiğini dile getiren Demirsu, "Ancak anneyle baba evli değildi. Evlilik dışı bir çocuk ve velayet Alman kanunlarına göre doğrudan doğruya annenin üzerine. Babayla çocuk arasında hiç soy bağı kurulmamış yani gerçekten Türk kanunlarına göre ya da evrensel yasalara göre baba olup olmadığı net değil" diye konuştu.
Demirsu, iddianamenin detaylı ve iyi çalışılarak hazırlanmış olduğuna dikkati çekerek, yargılama sonucunda sanıkların gereken cezayı alacağına inandıklarını belirtti.

