Crisis Group – Ekim 2025 Analizi: Kesişen Krizlerin Çağı

Crisis Group – Ekim 2025 Analizi: Kesişen Krizlerin Çağı

paylaş :

Crisis Group’un Ekim 2025 raporu, küresel düzeydeki jeopolitik gelişmeleri ve art arda gelen bölgesel krizlerin birbirini nasıl tetiklediğini kapsamlı biçimde ele alıyor. Rapor, büyük güç rekabetinin yeniden tanımlandığı, uluslararası diplomasinin zayıfladığı ve savaşların artık yalnızca askeri değil, ekonomik ve psikolojik cephelerde de yürütüldüğü bir dönemi resmediyor. Analize göre dünya, “yönetilen krizler” çağını geride bırakarak, birbirine bağlı ve senkronize krizler dönemine girdi.

Birbirine Bağlı Krizler Dönemi

Crisis Group’un Ekim 2025 raporu, küresel düzeydeki jeopolitik gelişmeleri ve art arda gelen bölgesel krizlerin birbirini nasıl tetiklediğini kapsamlı biçimde ele alıyor. Rapor, büyük güç rekabetinin yeniden tanımlandığı, uluslararası diplomasinin zayıfladığı ve savaşların artık yalnızca askeri değil, ekonomik ve psikolojik cephelerde de yürütüldüğü bir dönemi resmediyor. Analize göre dünya, “yönetilen krizler” çağını geride bırakarak, birbirine bağlı ve senkronize krizler dönemine girdi.

ABD: Kişiselleşen Güç, Artan Belirsizlik

Bu tablo içinde ABD, hem küresel gücün yönünü hem de uluslararası istikrarın seyrini belirleyen temel aktör olarak öne çıkıyor. Donald Trump’ın ikinci başkanlık döneminde Washington’un dış politikası giderek kişiselleşirken, müttefiklerle ilişkiler daha kırılgan hale geldi. NATO’nun geleceği tartışmalı bir hal alırken, Avrupa Birliği savunma ve güvenlik alanlarında kendi kapasitesini güçlendirme zorunluluğuyla karşı karşıya kaldı. Crisis Group, ABD’nin artık “değer temelli bir lider” değil, çıkar odaklı bir pazarlık gücü haline geldiğini vurguluyor. Bu yaklaşım yalnızca Avrupa’nın savunma yapısını değil, Ortadoğu’daki güç dengelerini ve Latin Amerika’daki istikrarsızlığı da etkiliyor.
Rapor, Washington’un “öncelik dışı alan” ilan ettiği bölgelerde Rusya ve Çin’in etkinliğinin hızla arttığına dikkat çekiyor.

Avrupa: Savunma Arayışında Bir Kıta

Avrupa cephesinde, Ukrayna savaşı artık yalnızca cephe hattında değil; ekonomik dayanıklılık, enerji dengesi ve kaynak yönetimi açısından da yeni bir evreye girmiş durumda.
Putin’in hedefi Batı’yı yormak, Ukrayna’yı masaya çekmek ve Avrupa Birliği’ni bölmek. Buna karşılık Avrupa ülkeleri, dondurulan Rus varlıklarını Ukrayna’nın yeniden inşasında kullanma ve savunma yatırımlarını artırma yönünde daha kararlı adımlar atıyor. Yine de kıta, hâlâ ABD’nin tutarsız stratejik çizgisine bağımlı bir güvenlik mimarisi içinde hareket ediyor.

Kosova: Tırmanan Gerilim ve Kırılgan Diyalog

Raporun Balkanlar bölümünde Kosova dikkat çekiyor. Başbakan Albin Kurti’nin merkeziyetçi politikaları, Sırp azınlık üzerindeki baskıyı artırarak AB ile ilişkileri gerdi. Kurti’nin yönetim tarzı ülkenin Avrupa yolculuğuna zarar verirken, yerel siyasi dengeyi de zayıflatıyor. Crisis Group, AB’ye “Kosova’daki diyalog sürecini koruma, özerklik düzenlemelerini güvenceye alma ve demokratik dengeyi yeniden tesis etme” çağrısı yapıyor.

Meksika: Reform ve Direnç Arasında

Meksika, ABD’nin uyuşturucu ve göç politikalarındaki sertleşmeden doğrudan etkileniyor. Başkan Claudia Sheinbaum, bu baskılara rağmen güvenlik kurumlarını sivilleştirmeye ve yargı sistemini güçlendirmeye çalışıyor. Rapor, Avrupa Birliği’nin Meksika’ya adalet reformu, cezaevi yönetimi ve sivil toplum desteği konularında teknik yardım sağlayarak bölgedeki demokratik dayanıklılığı artırabileceğini belirtiyor.

Somali: Kırılgan Devlet, Azalan İlgi

Somali, zayıflayan uluslararası ilgi ve yeniden canlanan El Şebab tehdidiyle kırılgan bir döneme girdi. Seçim sürecindeki tıkanma ve Afrika Birliği misyonunun etkisizleşmesi, ülkenin yeniden çöküş riski taşıdığını gösteriyor. Crisis Group, AB’nin federal reform sürecine arabuluculuk etmesini ve Somali’ye yapılan yardımlarda hesap verebilirliği artırmasını öneriyor.

Tayvan: Asya-Pasifik’in Gerilim Hattı

Tayvan Boğazı, Asya-Pasifik’teki en kritik çatışma hattı olmaya devam ediyor. Çin’in askeri baskısı artarken, ABD’nin çelişkili mesajları küresel tedarik zincirlerini ve teknoloji güvenliğini tehdit ediyor. Rapor, Tayvan meselesinin yalnızca bölgesel değil, küresel ekonomi ve dijital güvenlik açısından belirleyici bir sınav olduğunu vurguluyor. Avrupa’nın stratejik otonomi hedefini güçlendirmesi, Tayvan’la siber güvenlik ve yarı iletken teknolojileri alanında işbirliğini artırması öneriliyor.

Yemen: Kızıldeniz’in Kırılgan Denge Noktası

Yemen, Kızıldeniz’deki güvenlik riskleri nedeniyle yeniden uluslararası gündeme taşındı. Husilerin saldırıları, Avrupa deniz taşımacılığını doğrudan tehdit ediyor.
Crisis Group, AB’nin deniz güvenliği misyonu Aspides’i sürdürmesini, Husilerle dolaylı diplomatik temaslar kurarak bölgesel güvenlik mimarisi oluşturmasını ve insani yardımları siyasetten bağımsızlaştırmasını öneriyor.

Sonuç: Stratejik Dayanıklılık Çağı

Bütün bu krizlerin kesiştiği noktada Crisis Group’un temel tespiti, uluslararası düzenin artık merkezi bir otorite tarafından yönetilemediği, çok merkezli ve kırılgan bir yapıya evrildiği yönünde.
ABD belirsizlik üretirken, Avrupa stratejik refleks arayışında; Rusya ve Çin ise bu boşluklardan faydalanarak nüfuz alanlarını genişletiyor.

“Hasar kontrolü dönemi sona erdi. Artık mesele, hangi güçlerin dengeyi kuracağı değil, bu dengenin ne kadar sürdürülebileceği.”