Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, İran ve Suudi Arabistanlı üst düzey yetkililerle ayrı görüşmeler gerçekleştirirken Devlet Başkanı Şi Cinping de Umman Sultanı Heysem bin Tarık’ı ağırladı. Pekin, Orta Doğu Özel Temsilcisi Zhai Jun’u üç ülkeye göndermeye hazırlanıyor. Washington Post, Çin’in diplomatik girişimlerini enerji güvenliği ve bölgesel nüfuzunu artırma hedefiyle ilişkilendirirken ABD ve Rusya da İran konusunda diplomatik temaslarını sürdürüyor.
Çin, Orta Doğu’daki çatışmaların yayılmasını önlemek ve bölgesel gerilimi düşürmek amacıyla diplomatik girişimlerini yoğunlaştırdı. Dışişleri Bakanı Wang Yi, 2 Kasım’da Pekin’de İran ve Suudi Arabistanlı üst düzey yetkililerle ayrı ayrı bir araya geldi. İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreter Yardımcısı Ali Bagheri Kani ile görüşen Wang, bölgedeki çatışmaların yayılma riski taşıdığına dikkat çekti. Wang, diyalog ve müzakerelerin bölgedeki sorunların çözümü için tek geçerli yol olduğunu belirterek taraflara yeniden silahlı çatışmaya yönelmek yerine siyasi çözüm arayışına odaklanma çağrısı yaptı. Çin Dışişleri Bakanlığı açıklamasına göre Wang, Pekin’in İran’ın egemenliğini ve güvenliğini koruma çabalarını desteklediğini de ifade etti. Bagheri Kani ise İran’ın egemenliğini, ulusal güvenliğini ve toprak bütünlüğünü savunma konusunda taviz vermeyeceğini söyledi. Wang Yi, İranlı yetkiliyle görüşmesinin ardından Suudi Arabistan Ulusal Güvenlik Danışmanı Musaed bin Mohammed Al-Aiban ile de bir araya geldi. Görüşmede Orta Doğu ve Körfez’deki gelişmeler ele alındı. Wang, bölgenin yeniden savaş ve barış arasında kritik bir eşikte bulunduğunu belirterek anlaşmazlıkların diyalog ve müzakere yoluyla çözülmesi gerektiğini söyledi. Çin Dışişleri Bakanlığına göre Wang, bölge ülkeleri arasında karşılıklı anlayışın geliştirilmesi ve güvenin yeniden tesis edilmesi çağrısında bulundu. Enerji güvenliğinin ve deniz ulaşım yollarının korunmasının önemine de dikkat çekti. Al-Aiban, görüşme sırasında Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’e gönderdiği mektubu Wang’a iletti. Mektubun ikili ilişkiler ve ortak ilgi alanındaki konuları kapsadığı bildirildi. İranlı ve Suudi yetkililerin Pekin’deki temasları ayrı ayrı gerçekleştirilirken iki temsilcinin doğrudan bir araya geldiğine ilişkin bilgi paylaşılmadı. Çin’in diplomatik temasları, İran ve Suudi Arabistan görüşmeleriyle aynı gün Umman’la da sürdü. Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Umman Sultanı Heysem bin Tarık’ı Pekin’de ağırladı. Şi, görüşmede Orta Doğu ve Körfez bölgesinin büyük güçler arasındaki rekabetin ve jeopolitik çatışmaların alanına dönüşmemesi gerektiğini söyledi. Çin’in bölgesel barış, istikrar ve refaha katkı sunmaya hazır olduğunu belirtti. Çin ve Umman, görüşmelerin ardından yayımlanan ortak açıklamada bölgesel barış ve istikrarın korunmasına yönelik iş birliğini destekledi. Umman, ABD ile İran arasındaki diplomatik temaslarda daha önce de arabuluculuk rolü üstlenmişti. Çin’in İran, Suudi Arabistan ve Umman’la aynı dönemde yürüttüğü temaslar, Pekin’in Orta Doğu’daki diplomatik rolünü artırma girişimini ortaya koyuyor. Ancak bu görüşmelerin bölgedeki çatışmaları sona erdirecek bir anlaşmayla sonuçlanıp sonuçlanmayacağı henüz bilinmiyor. Öte yandan Pekin yönetimi, diplomatik girişimlerini üst düzey görüşmelerle sınırlı tutmayacağını da duyurdu. Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mao Ning, 2 Kasım’daki basın toplantısında yaptığı açıklamada, Çin hükümetinin Orta Doğu Özel Temsilcisi Zhai Jun’un kasım ayının ilk ve ikinci haftalarında İran, Umman ve Suudi Arabistan’ı ziyaret edeceğini bildirdi. Mao, ziyaretlerin bölgesel gerilimi azaltmayı, barış görüşmelerini teşvik etmeyi ve bölgesel istikrarın korunmasına katkıda bulunmayı amaçladığını söyledi. Zhai Jun’un ziyareti, Çin’in taraflarla ayrı ayrı temas kurarak diplomatik çözüm arayışını sürdürme girişiminin parçası olarak değerlendiriliyor. Washington Post’un 2 Kasım tarihli değerlendirmesine göre Çin’in Orta Doğu’daki diplomatik girişimlerinin arkasında enerji güvenliği, ekonomik çıkarlar ve bölgesel nüfuzunu artırma hedefi bulunuyor. Hürmüz Boğazı’ndaki kesintilerin Çin’in enerji tedarikini ve ticaretini doğrudan etkileyebileceğine dikkat çekilen değerlendirmede, Pekin’in olası bir diplomatik çözüm sürecinin dışında kalmak istemediği belirtiliyor. Gazeteye konuşan uzmanlar, Çin’in bölgedeki ekonomik çıkarlarını korumanın yanı sıra ABD’nin etkili olduğu diplomatik süreçlerde daha görünür bir aktör olmayı hedeflediğine işaret ediyor. Ancak Pekin’in diplomatik girişimlerinin henüz somut bir anlaşmaya dönüşmediği de vurgulanıyor. Trump yönetiminde İran savaşına ilişkin diplomatik anlaşmadan yana olan isimlerle askerî baskının sürdürülmesini savunan isimler arasında görüş ayrılığı bulunduğu bildiriliyor. Washington Post'un aktardığına göre Başkan Yardımcısı JD Vance, özel temsilci Steve Witkoff ve Jared Kushner anlaşma arayışını desteklerken Savunma Bakanı Pete Hegseth'in bu yaklaşıma mesafeli olduğu belirtiliyor. ABD'nin Çin'in arabuluculuk girişimine ilişkin doğrudan bir açıklaması ise henüz haber kaynaklarında yer almıyor. Rusya Dışişleri Bakanlığı ise İran'a yönelik yeni askerî operasyon ihtimalinin ciddi endişe yarattığını belirterek diplomatik çabaların artırılmasını istiyor. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de 2 Kasım'da İranlı güvenlik yetkilisi Muhsin Rızai ile telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Moskova'nın açıklamaları, Rusya'nın askerî tırmanışa karşı diplomatik çözüm çağrısını sürdürdüğünü gösteriyor. Bütün bu çerçevede Çin'in girişimleri için şimdilik bir tanımlama mümkün değil. Kaynakların desteklediği çerçeveye göre ABD ve Katar, İran konusunda mevcut müzakere sürecinin içinde; Rusya diplomatik çözüm çağrısı yapıyor; Çin ise İran, Suudi Arabistan ve Umman'la temaslarını artırarak olası bir bölgesel uzlaşmada daha etkili bir rol üstlenmeye çalışıyor.Suudi Arabistan’la enerji güvenliği görüşmesi
Şi Cinping Umman Sultanı’nı ağırladı
Çin’in özel temsilcisi üç ülkeyi ziyaret edecek
Çin’in girişimleri nasıl değerlendirilmeli?
Rusya ve ABD nerede duruyor?

