Doğayı koruma fonunda büyük açık: 1 milyar dolar hedefe karşılık 7 bin dolar

Doğayı koruma fonunda büyük açık: 1 milyar dolar hedefe karşılık 7 bin dolar

paylaş :

COP17’de biyolojik çeşitliliğin korunması için finansman tartışılırken, genetik kaynaklardan ticari kazanç sağlayan şirketlerin katkısıyla oluşturulan Cali Fonu’na bugüne kadar yalnızca 7 bin 85 dolar yatırıldı. Büyük ilaç şirketleri katkı sunmazken, fonun işleyişi ve şirketlerin ödeme koşulları tartışma konusu olmaya devam ediyor.

Birleşmiş Milletler Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi’nin 17. Taraflar Konferansı (COP17), 19-30 Ekim tarihleri arasında Ermenistan’ın başkenti Erivan’da düzenleniyor. 

Konferansta ülkeler, 2030’a kadar biyolojik çeşitlilik kaybını durdurmayı ve tersine çevirmeyi amaçlayan küresel hedeflerde kaydedilen ilerlemeyi değerlendiriyor. Gündemin önemli başlıklarından biri ise doğanın korunması için gereken kaynağın nasıl sağlanacağı.

Bu tartışmanın merkezindeki Cali Fonu, bitki, hayvan ve diğer canlıların genetik bilgilerinden ticari kazanç sağlayan şirketlerin, bu kaynakların korunmasına katkıda bulunmasını amaçlıyor. Ancak fonun Şubat 2025’te faaliyete geçmesinden bu yana toplanan para, yıllık 1 milyar dolarlık hedefin oldukça gerisinde kaldı.

The Guardian’ın 22 Ekim tarihli haberine göre, o tarihe kadar fona toplam 10 bin 656 dolarlık katkı taahhüdü verildi; hesabına yatırılan miktar 7 bin 85 dolar oldu. Büyük ilaç şirketlerinden ise henüz ödeme gelmedi. 

Cali Fonu neden kuruldu?

Cali Fonu, 2024’te COP16’da işler hale getirilen mekanizma kapsamında Şubat 2025’te faaliyete geçti. Fonun ortaya çıkışında, genetik kaynaklardan elde edilen faydaların bu kaynakların bulunduğu ülkeler ve onları koruyan topluluklarla adil biçimde paylaşılması tartışması bulunuyor.

Bitkiler, hayvanlar, mantarlar ve mikroorganizmalar; ilaç geliştirme, tarım, kozmetik ve biyoteknoloji gibi alanlarda kullanılan genetik özellikler taşıyor. Bu kaynaklardan elde edilen bilgiler bilimsel araştırmalarda ve ticari ürünlerin geliştirilmesinde değerlendirilebiliyor.

Teknolojideki gelişmelerle birlikte araştırmacılar, canlılardan fiziksel örnekler toplamak yerine genetik bilgileri dijital veri tabanlarından da inceleyebiliyor. Genetik kaynaklara ilişkin dijital dizi bilgisi (DSI) olarak adlandırılan bu veriler, DNA dizilimlerini ve genetik materyale ilişkin diğer bilgileri kapsıyor.

Bu verilerin kamuya açık veri tabanlarında paylaşılması bilimsel araştırmaları kolaylaştırıyor. Ancak genetik bilgiden ticari değer üreten şirketlerle, bu bilgilerin kaynağı olan biyolojik çeşitliliği koruyan ülkeler ve topluluklar arasında elde edilen faydanın nasıl paylaşılacağı sorusunu da gündeme getiriyor.

Birleşmiş Milletler Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi kapsamında 2022’de kabul edilen çok taraflı mekanizma, bu soruna uluslararası ölçekte yanıt vermeyi amaçlıyor. Cali Fonu da mekanizmanın mali ayağı olarak, ticari kullanımdan elde edilen faydaların biyolojik çeşitliliğin korunmasına aktarılmasını öngörüyor. 

Katkılar nasıl hesaplanacak?

Cali Fonu için belirlenen yaklaşım, ilgili sektörlerdeki büyük şirketlerin katkıda bulunmasını öngörüyor. İlaç, kozmetik, biyoteknoloji, gıda ve yem gibi alanların yanı sıra genetik dizi bilgilerini ticari faaliyetlerinde kullanan bazı diğer sektörler de mekanizmanın kapsamındaki tartışmalarda yer alıyor.

Fonun mevcut gönüllü katkı kılavuzunda şirketlerin yıllık kârlarının yüzde 1’i veya gelirlerinin yüzde 0,1’i oranında katkı sunması öneriliyor. Bu oranlar, bütün şirketlerden tahsil edilen zorunlu bir vergi anlamına gelmiyor. Mekanizmanın hangi şirketlere, hangi eşiklere ve hangi hesaplama yöntemlerine göre uygulanacağına ilişkin ayrıntılar uluslararası müzakerelerin konusu olmaya devam ediyor. 

Zero Carbon Analytics’in 22 Ekim’de yayımladığı analiz, 2025 yılı finansal verileri üzerinden en büyük 15 ilaç şirketinin söz konusu kılavuzu izlemeleri halinde fona toplam 756 milyon dolar katkıda bulunabileceğini hesapladı. Araştırmaya göre bu şirketlerin 2025’teki toplam kârı yaklaşık 161 milyar dolardı.

Bu rakam, şirketlerin gerçekten ödemekle yükümlü olduğu veya ödemeyi kabul ettiği bir tutar değil. Analiz, fonun gönüllü katkı yaklaşımının en büyük ilaç şirketleri tarafından uygulanması durumunda ortaya çıkabilecek miktarı gösteren bir hesaplama. 

İlaç şirketleri neden katkı sunmuyor?

Fonun düşük gelirinin nedenlerinden biri, şirketlerin katkı mekanizmasının tasarımına ilişkin itirazları. Uluslararası İlaç Üreticileri ve Dernekleri Federasyonu (IFPMA), 19 Ekim’de COP17 kapsamında yayımladığı açıklamada, şirketlerin katkılarının genetik dizi bilgilerinin fiilî ve somut kullanımına, bu kullanımdan elde edilen değere bağlanması gerektiğini savundu.

Federasyona göre şirketlerin hangi ölçüde dijital genetik bilgi kullandığını veya gelirlerinin ne kadarının bu kullanıma dayandığını şirket bazında kesin olarak belirleyen yeterli veri bulunmuyor. Bu nedenle sektör düzeyindeki tahmin ve varsayımların tek tek şirketlerin katkı miktarını belirlemek için kullanılmasına itiraz ediliyor.

IFPMA ayrıca, şirketlerin bir uluslararası mekanizma kapsamında katkı yaptıktan sonra aynı kullanım nedeniyle başka ulusal veya uluslararası düzenlemeler üzerinden yeniden ödeme yapmak zorunda kalmayacaklarına ilişkin hukuki güvence istiyor. Federasyon, mevcut tasarımın değiştirilerek daha fazla şirketin katılabileceği bir sisteme dönüştürülmesini öneriyor. 

Öte yandan çevre kuruluşları, gönüllü katkı yaklaşımının yeterli kaynak oluşturup oluşturamayacağını sorguluyor. The Guardian’a konuşan Campaign for Nature Direktörü Brian O’Donnell, şirketlerin gönüllü katkı yapmasını beklemenin fazla iyimser olduğunu belirterek ödemelerin zorunlu hale getirilmesi gerektiğini savundu.

Fon yönetimi ise düşük katkı miktarını hayal kırıklığı yaratan ancak beklenmedik olmayan bir başlangıç olarak değerlendiriyor. The Guardian’a konuşan fon temsilcisi, benzer finansal araçlarda katkıların artmasının iki ila üç yıl alabildiğini; işletim altyapısının tamamlanması ve fonun daha fazla tanınmasıyla katkıların yükselmesini beklediklerini söyledi. 

Toplanan kaynakların en az yarısı yerli halklara ayrılacak

Cali Fonu’nun amacı yalnızca para toplamak değil, bu kaynağı biyolojik çeşitliliğin korunması için yönlendirmek. Mekanizmaya göre fon kaynaklarının en az yüzde 50’sinin yerli halklar ve yerel toplulukların kendi belirledikleri önceliklere aktarılması öngörülüyor. Kalan kaynakların ise gelişmekte olan ülkelerin biyolojik çeşitlilik stratejilerini ve koruma çalışmalarını desteklemesi amaçlanıyor.

Bu yaklaşım, biyolojik çeşitliliğin korunmasında önemli rol oynayan toplulukların, genetik kaynaklardan elde edilen ticari faydalardan da pay almasını hedefliyor. Ancak fonun şu ana kadar topladığı miktar, bu hedeflerin uygulanabilmesi için gereken finansmanın çok altında. 

COP17’de fonun geleceği tartışılıyor

Erivan’daki COP17, 2022’de kabul edilen Kunming-Montreal Küresel Biyoçeşitlilik Çerçevesi kapsamındaki 23 hedefte ilerlemenin ilk kez toplu olarak değerlendirildiği toplantı. Hedefler arasında 2030’a kadar kara ve deniz alanlarının yüzde 30’unun korunması, bozulmuş ekosistemlerin yüzde 30’unun iyileştirilmesi ve doğaya zarar veren teşviklerin reforme edilmesi de bulunuyor.

Birleşmiş Milletler’in 19 Ekim tarihli değerlendirmesine göre, biyolojik çeşitlilik hedeflerinin uygulanmasının önündeki temel sorunlar arasında finansman, kapasite ve uluslararası işbirliğindeki eksiklikler yer alıyor. Küresel çerçeve, 2030’a kadar biyolojik çeşitlilik için tüm kaynaklardan yıllık en az 200 milyar dolar finansman sağlanmasını öngörüyor. 

Cali Fonu’nun katkı miktarları, şirketlerin hangi koşullarda ödeme yapacağı ve toplanan paranın nasıl dağıtılacağı COP17’de ele alınan konular arasında. Toplantıdan çıkacak kararlar, fonun işleyişinin netleşmesi ve katkıların artırılması bakımından belirleyici olacak.

Fonun geleceği, biyolojik çeşitliliğin korunması için belirlenen küresel hedeflerin yalnızca siyasi taahhütlerle değil, uygulanabilir finansman mekanizmalarıyla desteklenip desteklenemeyeceği sorusunun da bir parçası.