Ağbaba, "Bu darbeyi püskürtmek için sonuna kadar uğraştık. Maalesef siyaset kurumunun sessizliğini, özellikle iktidar tarafını sorguluyoruz.''
CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, Yüksek Seçim Kurulu'nun (YSK) CHP'nin "mutlak butlan" itirazına verdiği ret kararının gerekçesine ilişkin "Maalesef Türkiye'nin 150 yıllık demokrasi tarihine bir darbe yapılıyor. Bu darbeyi püskürtmek için sonuna kadar uğraştık" değerlendirmesini yaptı.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu, Samsun Milletvekili Mehmet Muş başkanlığında toplandı. Komisyonda bugün, Emniyet teşkilatındaki azami kadro oranlarının yeniden belirlenmesi, basın ve internet haber sitelerine yönelik düzenlemeler, plakalara vergi istisnası getirilmesi, akaryakıt piyasasında vergi kaybının önlenmesi gibi konularda düzenlemeler içeren torba kanun teklifi görüşülecek.
CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, teklifin görüşmelerine geçilmeden önce YSK’nın, CHP’nin Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi’nin "mutlak butlan" ve ihtiyati tedbir kararına karşı yaptığı itiraz başvurusunun reddine ilişkin kararının gerekçesini değerlendirdi. Ağbaba, siyasete ve demokrasiye darbe yapıldığının altını çizerek, ekonominin çöktüğünü, işsizliğin ve yoksulluğun arttığını da dikkati çekti.
"Maalesef Türkiye'nin 150 yıllık demokrasi tarihine bir darbe yapılıyor" diyen Ağbaba, bu darbenin sadece Cumhuriyet Halk Partisi’ne yönelik olmadığını Türkiye’ye bir darbe yapıldığını dile getirdi. Ağbaba, "Bu darbeyi püskürtmek için sonuna kadar uğraştık. Maalesef siyaset kurumunun sessizliğini, özellikle iktidar tarafını sorguluyoruz. Çünkü 15 Temmuz'daki bir darbe girişiminde Cumhuriyet Halk Partisi’nin başkanı bizzat Meclis’te durdu, Meclis’te mücadele etti. Aynı şeyleri onlardan da bekliyoruz. Yaparlar mı bilmiyorum. Bu darbe sadece CHP'ye değil, AK Parti'ye, diğer siyasi kurumlarına yapılmış bir darbedir" dedi.
"YSK, KONUNUN DENETİMİNDE OLMASI GEREKTİĞİNE KARAR VERMELİYDİ"
CHP Antalya Milletvekili Cavit Arı, YSK’nın kararı ve görüşünde hata olduğunu kaydederek, YSK’nın seçimle ilgili yetkili kurum olduğunu ve bu doğrultuda da kendi alanındaki bir konuya sahip çıkması gerektiğini vurguladı.
Arı, "İşin başından itibaren bu konunun esasen kendilerini ilgilendiren bir konu olduğunu ifade etmeli ve bu konuyla ilgili alınan kararın doğru olmadığını açıklamalıydı. Duruma el koymalıydı. Yoksa ifade ettikleri gibi tabii ki bir Asliye Hukuk Mahkemesi’nin kararının değerlendirme yeri Yargıtay'dır. Mesele olan burada Asliye Hukuk Mahkemesi'nin kararını Yargıtay'a göndermesi ve orada incelenmesi meselesi değil. Seçim hukuku ile ilgili olan bir konunun tamamen Yüksek Seçim Kurulu denetiminde olması gerektiğine dair karar verilmeliydi. Kendi görev alanını maalesef ki başka yerlere kaptırmış durumda. Bu da ülkedeki seçim düzeninin tamamen kaybolmasına yol açan bir durumdur" ifadelerini kullandı.

