Özgür Özel: "İBB soruşturmasında adı geçen şirketten Akın Gürlek'e 4 araç tahsis edilmiş"
Özgür Özel:

Özgür Özel: "İBB soruşturmasında adı geçen şirketten Akın Gürlek'e 4 araç tahsis edilmiş"

paylaş :

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İBB davasında adı geçen Kuzey İstanbul Modern İnşaat ve Sanayi Ticaret A.Ş.’nin, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na dört araç tahsis ettiğini iddia etti. Özel, "Bu plakalı araçların Ankara'da yediği cezalar var Akın Bey'i taşırken. Ceza tutanağı İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı diye verilmiş. Ankara'ya zırt pırt gelindiğinde binilmiş, Akın Bey içindeyken ceza yenilmiş. Bunu da İçişleri Bakanımıza emanet edelim" dedi. 

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin grup toplantısında İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik soruşturmalar, Akın Gürlek’e ilişkin araç tahsisi iddiası, Cebeci Hafriyat dosyası, Murat Gülibrahimoğlu hakkındaki açıklamalar ve Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’e yönelik “itirafçılık baskısı” iddialarına değindi. Özel, şunları söyledi:

"BİR YILDAN FAZLADIR HER GÜN SALDIRI ALTINDAYIZ"

"İşte bu yeni bir hikâye ve bu iktidarın değişim umuduyla kendine enerji buluyor. 2023'teki büyük üzüntüden sonra büyük silkiniş, değişim, onun yarattığı enerji ve dört ay sonra gittiğimiz yerel seçimlerde elde edilen büyük zafer... Ege'nin bir tane ilini bile bir başka partiye bırakmadan kazanılan bir zafer. Türkiye'de nüfusun yüzde 65'ini kazanan Türkiye Cumhuriyeti tarihindeki hiçbir siyasi partiye AK Parti dahil nasip olmamış bir zafer. İstanbul'da, 'İstanbul'u kaybeden Türkiye'yi kaybeder' diyenin, İstanbul'u kazananın Türk Türkiye'yi kazanacağını görmesi ve bu noktada başlayan Cumhuriyetin bir sonraki hükümetine mevcut hükümetince Cumhuriyetin bir sonraki cumhurbaşkanına mevcut cumhurbaşkanınca girişilen darbe girişimi. Bir yıldan fazladır her gün saldırı altındayız. Sonrasında saldırılar adayımızdan, başkanlarımızdan, bürokratlarımızdan yani Türkiye'yi yönetecek kadrolardan partimizin kurumsal kimliğine döndü ve partimize kapatma davası açacak hadsizliğe kadar ya da üstüne yapılan üç kurultaya, sıfırdan yapılan bir kurultaya rağmen açılan bir butlan davasına, mahkemenin kale almamasına rağmen istinafta diri tutulmaya çalışılan bir tehditle birlikte partiye yöneltilen bir büyük taarruzla karşı karşıyayız.

CEBECİ HAFRİYAT VE İFTİRA İDDİALARI

Bugün yeni bir şey ortaya çıktı. Ankara'dan yeniden yollanan, hakimken bütün siyasi kararları veren ve hepsi Anayasa Mahkemesi'nde birçoğu oy birliği ile bozulan birisinin İstanbul'a gittiğindeki planı. Kişi kendinden bilir işi. Ona demişler ki; 'billboard varsa yolsuzluk yapıyorlar, hafriyat varsa yolsuzluk yapıyorlar'. Nereden bildin; kişi kendinden bilir işi. O yüzden para alıyorlar bu paraları kasalara koyuyorlar. Kasaları akrabalarının bahçelerine gömüyorlar. Geldiler, bahçeleri kazdılar, kuyulara indiler, evleri bastılar. Hiçbir yerde hiçbir şey bulamadılar. Kör kuruş bulamadılar. Ama başladıklarında, 560 milyar lira yolsuzluk diye anlattıklarında en büyük kısmı hafriyat ve bu işi yaptıkları yer Cebeci Hafriyat dediler. İlk duyduğunda Ekrem Başkan dedi ki; 'oranın bizle ne ilgisi varmış?' Orası Enerji Bakanlığı'nın yeri. Döküm muvaffakatnamesini o veriyor. Ayrıca denetimi onun sınırları içinde olan AK Partili belediye yapıyor. İddianame çıktı. Bugün bu arada bu Cebeci Hafriyat alanına döküm yapan kişi Murat Gülibrahimoğlu AK Parti'nin seçim günü il başkanı olan kişinin ortağı. Yani buz gibi AK Partili bir arkadaş. Demişler ki buna; 'bu işten bir iftira atacaksın ve etkin pişmanlıktan yararlanacaksın. Sana mallarını öbür türlü çökeriz vermeyiz ama sen Ekrem'e bir yalan uyduracaksın.'

Adam bu sırada yurt dışında oluyor ve bu iftiraları atmak yerine doğruları söylemeye başlıyor. Diyor ki; 'benim CHP'yle ne işim var? Benim ortağım AK Parti İl Başkanı. Benim her sahip çıktığım şey AK Partili. Ben AK Partiliyim. Ne yaptıysam Ekrem'e değil AK Parti'ye yaptım'. Bugün bugün bu kıymetli Murat Gülibrahimoğlu Kuzey İstanbul Modern İnşaat ve Sanayi Ticaret AŞ'nin sahibi. Cezaevine sokulamadığı, canıyla, malıyla, evladıyla tehdit edilemediği, yurt dışında olduğu için itirafçı yapılamamış ama kendisinin şirketindeki birisini alıp itirafçı yapmaya çalışmışlar.

MARKET KARTI VE KALYON AJANS İDDİALARI

Ekrem İmamoğlu Sayın Toruner'e soruyor. O şirkette çalışan bir muhasebeciye şirketin dökümleri çıkmış. Güya oradan bize atılacakken Ekrem Başkan yakalamış soruyor. Diyor ki; vergi inceleme raporunuzda 44 milyon liraya yakın market kartı alışverişi görüyorum. Savcı bizim arkadaşlarımızı market kartı dağıtıyoruz diye tutuklu tutuyor, birçok arkadaşım savunma yapmak zorunda kalıyor. Siz bu 44 milyon liralık market kartlarını nerede kullandınız? Çünkü bizi suçluyorlar ya rüşvet olarak aldınız diye. Yener Toruner; 'kamu kurumlarına, AK Partili belediyelere ve AK Parti teşkilatına verdik'. 'CHP'ye verdiniz mi' deniliyor. Ekrem Başkan'ı soruyor. Cevap; 'Gönlümden geçmedi değil ama keşke verseydik hepsini AK Parti'ye verdik'. 

Bitti sanmayın... Ne zaman gitmişti Akın Gürlek; Ekim 2024. Kasım 2024'te Kuzey İstanbul Modern İnşaat Sanayi yani bu firma dört araç tahsis etmiş. Kime; İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na. Soruyorlar, 'bu araçları kime verdiniz' diye, 'Akın Gürlek'e verdik' diyorlar. 19 Mart operasyonunda yakalama çıkardığı, hafriyat işinden Ekrem Başkan'a iftira attırmayı planladığı firmadan 'dört araç getir bakayım' diyor. Getiriyor. Araçların ikisini İstanbul'da kullanıyordu Akın Bey, ikisini Ankara'da. Bu plakalı araçların Ankara'da yediği cezalar var Akın Bey'i taşırken. Ceza tutanağı İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı diye verilmiş. Ankara'ya zırt pırt gelindiğinde binilmiş, Akın Bey içindeyken ceza yenilmiş. Bunu da İçişleri Bakanımıza emanet edelim.

"SAVCI 50 MİLYONUN KALYON AJANS'A ÖDENDİĞİNİ BİLİYOR"

Ayrıca bu firma da kişi ifade verirken MASAK raporu ya da vergi inceleme raporu ya da banka ekstresi savcıya gösteriyor. 'Onu geç, biliyoruz biz onu' diyor savcı. Neyi geçmişler? 50 milyon lirayı Kalyon Ajansı ödendiğini biliyor. Ne zaman; 16 ve 23 Mart. Seçimlere 2 hafta ve 1 hafta kala. Murat Gülibrahimoğlu'ndan, bu firmadan Kalyon Ajansa yani Murat Kurum'un İstanbul'daki Büyükşehir kampanyasını yapan ajansa gidiyor para. Şimdi bizim bir belediye başkanımıza, aday gösterilmeden önce ilçeye verilmiş bir sesli aracı bir ay kullandı diye bunu aday olduğu, memur olmadığı günden rüşvete sokup arkadaşımızı 8-9 aydır iddianamesiz içeride tutanlara, koca bir seçim kampanyası 50 milyon TL Murat Kurum lehine Kalyon Ajansa yatırıyor. İşte o yüzden işte o yüzden ben Murat Kurum'a soruyorum ya Akın Gürlek'in 16 tane tapusu var. Burada ID numaraları var. Dördü aktif diye yani üstümde dördü 12'sini elden çıkarmış. Aktifini açıp gösteriyor. Oysa ki Murat Kurum bu ID'leri girince hangi tarihler arasında Akın Gürlek'te olduğu belli. Ama susuyor ya söyleyemiyor ya çünkü kampanyaya paranın nereden yattığını Akın Bey biliyor. Eğer bir sesli araçtan ilçeye verilmiş rüşvet çıkaranlar buradan tarihin en büyük rüşvetini, en büyük zimmetini örtbas etmeye çalışıyorlarsa iki yıl sonra bu millet çatır çatır soracak bunların hesabını."

"ÖLEN FERDİ ZEYREK'E İFTİRA ATMAYA ÇALIŞTILAR"

Özel, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek'in itirafçı olmasına ilişkin ise şunları söyledi:

"Biz bu 16 tapuyu açıkladığımız gün kendisine 'bir şey söyle' dediler o da 4 tane üzerinde olan aktif tapuyu gösteriyor. Sonra diyor ki; 'Özgür Özel bu tapuları açıklarken asrın yolsuzluğunu örtmeye çalışıyor bir de Muhittin Böcek itirafçı olacak daha zamanı var' diyor. Bunu söyledikten sonra Muhittin Böcek'in şoförleri, korumaları ve o gün yanında olanlar ifadeye alındı. Beklenmedik bir şey oldu. Her şey Muhittin Böcek'in oraya gittiğini sonra Manisa'ya doğru tek başına hareket ettiğini gösteriyor. O gün söylediği tutar 50 milyon Euro yani bir kamyonet para, çantayla taşınmış gibi anlatılıyor. 'Benzinlikte verdim' de imza atıp kurtul diyorlar. Muhittin Böcek atmıyor hepimize bu belgeyi gösterdi. Oradaki koruma polisinin cep telefonuna bir adres atıldığı ortaya çıktı. Adresi atanın rahmetli Ferdi Zeyrek olduğu ortaya çıktı. Ferdi Zeyrek'in Muhittin Beye konumu atıp burada bekliyorum ağabey deyip kendi proje ekibiyle mimarlık ofisinde oturdukları, aday olduğu için seçime çalıştıkları sonra yemek yiyip vedalaştıkları ortaya çıktı. Ferdi kardeşim öldü ya ona iftira atmaya çalışıyorlar.

"BU, KİŞİLERİN NASIL İTİRAFÇILIĞA ZORLANDIĞINI GÖSTERİYOR"

Sonra devlete emanet cep telefonundan Muhittin Bey'in oğlunun ve gelinin kaydettiği eşiyle olan mahrem görüntülerden birisini kamuoyuna verdiler. Gelinin aslında Muhittin Böcek'in sevgilisi olduğu, oğluyla evlendirdiği gibi bir iğrenç iftira ile bir video servis ettiler. Gökhan Böcek'in sinir krizi geçirdiği, 'tamam getirin ne istiyorsanız imzalayacağım' dediği ortaya çıktı. Antalya Cumhuriyet Başsavcısı 'bizim böyle bir usulümüz yok' diyor. Sonra İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan Gökhan Böcek'e itirafçılık için bir şans verilmesini istiyorlar. Operasyon savcılarıyla bağlantı olmayınca soruları yanlışlıkla Antalya'dan normal bir savcı soruyor. 'Ben gittim CHP Genel Merkezi'nin 6. katında birine parayı verdim' diyor. Bu kadar ifade verse İstanbul'a yetecek. Savcı, 'parayı nereden çektin' diyor. 'Para çekmedim, eşten dosttan topladım' diyor. Sonra 'uçakla gittim' diyor. Seni kim bıraktı sorusuna 'hatırlamıyorum' diyor. 'Kime verdin parayı' diyor savcı, 'unuttum' diyor. Muhittin Beyin malına çöktüler, torununa iftira attılar. Muhittin Beye diyorlar ki 'oğlunun ifadesini doğrula, mallarını geri al'. Zuhal Böcek'in ifadesi ile de Antalya'da alınan ifadenin eksikleri giderilmeye çalışılıyor. Bu kişilerin nasıl itirafçılığa zorlandığına ilişkin bir örnek."