Görevden alınarak yerine kayyum atanan Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, yerel yönetimlerin yetkilerinin artırılmasının halkın sorunlarının çözümü ve demokrasinin güçlenmesi açısından kritik olduğunu söyledi. Özer, kayyum uygulamalarını da eleştirerek, yerel yönetimlerin merkezi idare karşısında giderek işlevsizleştirildiğini savundu.
(GP) - Görevden alınarak yerine kayyum atanan CHP’li Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, İstanbul’da düzenlenen “Yerel Yönetimlerin Geleceği” toplantısında yaptığı konuşmada, Türkiye’de kentleşme politikaları, göç, yerel yönetimlerin yetkileri ve demokrasi tartışmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Bir ülkenin demokrasi düzeyinin en önemli göstergelerinden birinin basın özgürlüğü olduğunu söyleyen Özer, cezaevindeki gazetecilere selam göndererek konuşmasına başladı.
Türkiye’de kentleşmeyi üç döneme ayırdıklarını belirten Özer, “1923-1950 arası devletin kentleşmesi, 1950-1980 arası emeğin kentleşmesi, 1980 sonrası ise sermayenin kentleşmesidir” dedi.
Kentleşmenin yalnızca nüfus artışı anlamına gelmediğini ifade eden Özer, bunun aynı zamanda ekonomik, demografik ve sosyo-kültürel bir dönüşüm olduğunu söyledi. Büyükşehirlerde yaşanan altyapı, ulaşım ve sosyal hizmet sorunlarının temelinde yoğun göç olgusunun bulunduğunu savunan Özer, göçün ancak insanların yaşadıkları bölgelerde insanca yaşam koşullarına kavuşmasıyla azaltılabileceğini belirtti.
Esenyurt’un nüfusunun son otuz yılda çok hızlı arttığını kaydeden Özer, ilçenin 1989-1990 yıllarında yaklaşık 39 bin olan nüfusunun bugün 1,5 milyona ulaştığını söyledi. Avrupa’daki kentleşme süreçleriyle kıyaslama yapan Özer, Türkiye’de şehirlerin kısa sürede kontrolsüz biçimde büyüdüğünü savundu.
Esenyurt’un Türkiye ekonomisine önemli katkı sunduğunu ancak ilçede yoksulluğun da yoğun şekilde hissedildiğini ifade eden Özer, “Üretilen katma değer tabana yayılmıyor. Bu nedenle kent suçları ve sosyal sorunlar artıyor” dedi.
Yerel yönetimlerin güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Özer, “Belediyeleri güçlendirmek aslında halkın sorunlarını çözmek ve demokrasiyi güçlendirmek anlamına gelir. Yerel yönetimler demokrasinin temel beşiğidir” ifadelerini kullandı.
Kayyum uygulamalarını da eleştiren Özer, merkeziyetçi yönetim anlayışının yerel yönetimleri idari, mali ve hukuki açıdan tıkadığını savundu. “Ben 1,5 milyonluk bir ilçenin belediye başkanıyım ama şu an yerimde kayyum var. Bundan daha büyük bir vesayet olabilir mi?” diyen Özer, hukuk güvenliğinin ortadan kalkmasının toplumsal sonuçlar doğurduğunu söyledi.

