Özgür Özel, Ergün Atalay ile görüştü… Özel: “Erdoğan’a bir samimiyet çağrısında bulunuyorum: Gelin, hep birlikte işçiye elimizi uzatalım”
Özgür Özel, Ergün Atalay ile görüştü… Özel: “Erdoğan’a bir samimiyet çağrısında bulunuyorum: Gelin, hep birlikte işçiye elimizi uzatalım”

Özgür Özel, Ergün Atalay ile görüştü… Özel: “Erdoğan’a bir samimiyet çağrısında bulunuyorum: Gelin, hep birlikte işçiye elimizi uzatalım”

paylaş :

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergün Atalay ile görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada, "1 Mayıs eğer bayramsa, bayram gibi kutlanacaksa gelin, işçilere bir bayram hediyesi verelim. Buradan Sayın Erdoğan’a sesleniyorum: Çalışma ve Sosyal Güvenlik Komisyonu toplansın. Sendikalaşmanın ve sendikalı işçinin karşısındaki birtakım yargı oyunlarıyla, birtakım kanundaki açık noktalardan yararlanarak ya da verilmesi gereken bazı kanuni güvenceler verilmediği için ortada olan bütün sorunları kaldıralım. Bu iş bitsin. Bugün talimat verse perşembe günü komisyondan geçer. Haftaya salı günü bütün sorunları çözeriz. Buradan Sayın Erdoğan’a bir samimiyet çağrısında bulunuyorum: Emekten, işçiden yanaysa işte Türkiye’deki en büyük işçi konfederasyonunun başkanının huzurunda biz işçiden yana elimizi uzatıyoruz. Gelin, hep birlikte işçiye elimizi uzatalım” dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 1 Mayıs İşçi Bayramı öncesinde TÜRK-İŞ Genel Merkezi’ni ziyaret ederek Genel Başkanı Ergün Atalay ile görüştü. Görüşmede Özel’e: İşçi, Memur Sendikaları ve Emek Bürolarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ulaş Karasu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Politika Kurulu Başkanı Gamze Taşcıer, Ankara Milletvekili Okan Konuralp ve PM Üyesi Engin Özkoç’tan oluşan parti heyeti eşlik etti. Atalay, Özel’i kapıda karşıladı.

Saat 11.00 itibarıyla başlayan görüşme bir saat sürdü. Görüşmenin ardından Özel ve Atalay ortak açıklama yaptı. Özel, şunları söyledi:

"Gönül istiyor ki tabii tüm işçilerin, üç konfederasyonun birlikte 1 Mayıs’ı kutlayacağı bayramları hep birlikte yaşayalım. Ancak bu sene 1 Mayıs’ta Türk-İş Edirne’de olacaklar. Edirne’de cuma günü birlikte olamayacağımız için bugünden gelip Sayın Genel Başkan’ın ve TÜRK-İŞ’te örgütlü emekçi arkadaşların 1 Mayıs’ını kutlamak istedik. Konu 1 Mayıs olunca, sendika ve sendikalaşma olunca, emeğin sorunları olunca CHP olarak TÜRK-İŞ ile işçilerle konuşacağımız çok şey var. 2010 yılında iktidar partisi, ‘1 Mayıs hem bayram hem de Taksim’de’ diye, bununla övünen bilboardlar yaptırmıştı. İki sene Taksim’e çıkış serbest oldu. Sonra bu iktidar Taksim’den korkar oldu. Şimdi 1 Mayıs’ta bayram da zehir Taksim de yasak. CHP iktidarında işçi hangi meydanı istiyorsa o meydan 1 Mayıs günü işçinindir. Külliye’nin, Cumhurbaşkanlığı’nın bahçesini istiyorsa orası işçiye açık olacaktır. Bir gün bütün işçilerin hep birlikte istediklerinde Taksim’de, istediklerinde milyonlarca işçinin birlikte 1 Mayıs’ı kutlayacağı meydanlarda, onlarla birlikte olacağımız o günü, halay çekmeyi bekliyoruz. O gün için mücadele ediyoruz. Mücadelemiz buna ilişkindir. Bütün işçilerin 1 Mayıs’ı kutlu olsun öncelikle.

“Mücadelesini bırakmayan emekçi arkadaşlarımızın karşısında saygıyla eğiliyoruz”

Çok mutluyuz ki Doruk Madencilik ile ilgili sorun çözüldü. Bu sorunun çözümüne emeği, katkısı olan herkese teşekkürler. Çocuklarının hakkı, alınterleri için Eskişehir’den Ankara’ya gelen, gereğinde yalın ayak yürüyen, gereğinde açlık grevi yapan, gözaltına alınan ama bırakıldığında mücadelesini bırakmayan emekçi arkadaşlarımızın karşısında saygıyla eğiliyoruz. Hepimiz katkı sağlamaya çalıştık ama başarı onların başarısıdır, onların mücadelesidir. Bu süreçte Sayın Başkan’ın da hem gözaltı süreçlerinde İçişleri Bakanlığı ve Emniyet nezdinde hem de sorunların çözülmesi için görüşülmesi gereken her kademede katkı sağladığını bildiğimiz kısımları vardı, bilmediğimiz kısımlarını Başkan’dan öğrendik. Türkiye’de ‘Emeğimin karşılığını alamıyorum, alınterim sömürülüyor’ diyen herkese, öncelikle sendikalı olmayı öğütlüyoruz, sendikalı olmayı tavsiye ediyoruz. En kötü sendika, sendikasızlıktan iyidir. Tabii en kötü sendika, sendikasızlıktan iyi diye sendikacılığı da kötü yapmamak lazım. Sendikacıların da kendilerine verilen görevleri, işçinin kendisine verdiği yetkiyi en iyi şekilde kullanması lazım. Ama bu niyette olsanız da önünüzde çok engeller var. İşte o engelleri konuştuk Başkanımızla.

“Eğer iktidar emeğe saygıda samimiyse saatler içinde örgütlenmenin önünde ne sorun varsa çözebiliriz”

Baktığınızda kimse mangalda kül bırakmıyor. Herkes emekten, emekçiden, sendikadan yana. İşte bugün akşamüstü tahmin ediyorum ki saat 16.00’da Külliye’de program olacak 1 Mayıs temalı. Emekçiden yanasınız iktidar olarak değil mi? Bizim zaten bütün derdimiz emekçinin hakkını alması. Dönüp baktığınızda muhalefette buna karşı çıkan yok. O zaman hemen oturulsun, çalışılsın. Türkiye’de sendikalaşmaya çalışan işçilerin karşısında filanca ildeki bir örgütlenme için bambaşka bir ilde açılan davanın üç yıl sürüp sendikanın gelmesi için üç yıl başka bir şehirdeki davanın beklendiği örneklerden bahsetti Genel Başkan yukarıda. Biz biliyoruz ki Türkiye’de örgütlendiğiniz zaman artık o işyerinde örgütlüsünüz ama orada işveren bir hamle yapıyor ve onun örgütlü olmadığınızı ispatlaması gerekirken, siz örgütlenmişken kendi varlığınızı ispatlamak için aylarca, yıllarca uğraşmak durumunda kalıyorsunuz. Neyin aksadığını sorarsanız, TÜRK-İŞ’in, HAK-İŞ’in. DİSK’in uzmanları dakikalar içinde size bu sorunları çözecek kanuni düzenlemelerle ilgili önerileri getiriyorlar zaten. Eğer 1 Mayıs tebriklerinde, emeğe saygıda samimiyse iktidar, yarından tezi yok Çalışma ve Sosyal Güvenlik Komisyonu toplanır Meclis’te. Saatler içinde örgütlenmenin önünde ne engel varsa, sendikalaşma önünde ne zorluklar çıkarılıyorsa ya da sendikalı işçilere toplu işe ulaşana kadar ve TİS sırasında, uygulanması sırasında ne haksızlıklar yapılıyorsa bunları engelleyecek işi bir buçuk saat içinde arkadaşlar, sendikaların uzmanlarının ve her birimizin de partisindeki bu alanda çok kıymetli milletvekillerimizin katkılarıyla bu sorunu çözebiliriz.

“Erdoğan’a bir samimiyet çağrısında bulunuyorum: Gelin, hep birlikte işçiye elimizi uzatalım”

1 Mayıs eğer bayramsa, bayram gibi kutlanacaksa gelin, işçilere bayram hediyesi verelim. Buradan Sayın Erdoğan’a sesleniyorum: Çalışma ve Sosyal Güvenlik Komisyonu toplansın. Sendikalaşmanın ve sendikalı işçinin karşısındaki birtakım yargı oyunlarıyla, birtakım kanundaki açık noktalardan yararlanarak ya da verilmesi gereken bazı kanuni güvenceler verilmediği için ortada olan bütün sorunları kaldıralım. Bu iş bitsin. Bir buçuk saat Meclis’te gider. Daha sonra imza atarız, ‘48 saat beklenmeden Genel Kurul’da görüşülsün’ diye. Bugün talimat verse perşembe günü komisyondan geçer. 1 Mayıs günü tatil. Haftaya salı günü bütün sorunları çözeriz. Buradan Sayın Erdoğan’a samimiyet çağrısında bulunuyorum: Emekten, işçiden yanaysa işte Türkiye’deki en büyük işçi konfederasyonunun başkanının huzurunda biz işçiden yana elimizi uzatıyoruz. Gelin, hep birlikte işçiye elimizi uzatalım. Bu sorunları çözelim.

“Temmuzu beklemeden ilk üç ayın enflasyon farkını asgari ücrete uygulamak lazım”

Diğer yandan TÜRK-İŞ’in 36 bin lira ilan ettiği açlık sınırının ki bu konuda çok objektif çalışıyorlar, hatta Sayın Başkan sürecin nasıl olduğunu izah etti. ‘Biz görmüyoruz bile çalışmayı. Uzmanlar çalışıyorlar, yayınlıyorlar’ diyor. Ama bir gerçek var, bu sene ilk kez asgari ücret ilan edildiği gün açlık sınırının altındaydı. Bugün de açlık sınırı, asgari ücretten 8 bin lira yukarıdadır. Bu bir şeyi gösteriyor. 2018 ve 2023 yılında Sayın Erdoğan emekçilerden destek talep ederken ‘Enflasyon tek haneli rakamların üstünde olursa üç ayda bir asgari ücrete enflasyon ayarlaması yapabiliriz’ demişti. Bu konuda taahhütte bulunmuştu. Ama seçildiği günden beri asgari ücret yılda bir kez artıyor. O da artması gereken zamanda artıyor. Şimdi ilk üç ayda yüzde 10 enflasyon var. Ve bu şöyle gözüküyor ki altı ay dolduğunda asgari ücrete yapılmış olan zammı enflasyon yutacak. Kalan altı ayda da enflasyon asgari ücretliyi geçen seneki durumundan da geriye götürecek. Bunun için öyle temmuzu falan beklemeden ilk üç ayın enflasyon farkını asgari ücrete uygulamak lazım. Bunun üzerinden de bütün ücretlerin buna göre şekillenmesi gerekir. Bu konudaki çağrımızı bir kez daha yineliyoruz.

“Emekli maaşlarının yaşanabilir sınırlar içine çekilmesi için gerekli çalışmaların yapılması gerekiyor”

Diğer yandan TÜRK-İŞ’in ilan ettiği bir diğer önemli rakam bekar yaşam maliyeti 44 bin lira. Bir kişinin tek başına çalışıp hayata tutunabilmesi için 44 bin liraya ihtiyacı var. Bu acı gerçeği 1 Mayıs arifesinde bir kez daha ifade etmek isterim. Ve daha da kötüsü yıllarca çalışıp elleri nasırlanan, dirsekleri çürüyen, en sonunda gözlük numaraları büyüyen, ‘Sen artık çalışmayacaksın. Bugüne kadar sen bize baktın, bundan sonra biz size bakacağız’ dediğimiz emeklilere, bugün Türkiye’de çok büyük bir haksızlık yapılmaktadır. En düşük emekli maaşı 20 bin liradır. Ortalama emekli maaşı 23 bin liradır ve açlık sınırı 36 bin liradır. Bir kişinin tek başına geçim maliyeti 44 bin liradır. Bunun için hem en düşük emekli maaşının artırılması hem de bütün emekli maaşlarının yaşanabilir sınırlar içine çekilmesi için gerekli çalışmaların yapılması gerekiyor.

“Tüm arkadaşlarımızın seslerini duyuyoruz, mücadeleleri bizim mücadelemizdir”

Dün CHP’nin grup toplantısında Temel Conta işçileri vardı, Petrol-İş’te örgütlüler. Digel Tekstil işçileri vardı, TEKSİF Sendikası’nda örgütlüler. Özel İtalyan Lisesi işçileri vardı, Tez Koop İş Sendikası’nda örgütlüler. Mersin Liman işçileri vardı, TÜMTİS’te örgütlüler. Biz tüm arkadaşlarımızın seslerini duyuyoruz ve TÜRK-İŞ çatısı altında sendikalarla işçi arkadaşlarımızla dayanışma duygularımızı ifade ediyoruz. Onların mücadeleleri mücadelemizdir. Sayın Başkanın dile getirdiği, staj mağdurlarının sorunun çözülmesi, taşeron sorununun çözülmesi önemlidir. Ayrıca özel sektör emekçilerine promosyon verilmesinin yasal güvence altına alınması, yasal zorunluluk olması çok önemli. Kamudaki çalışanların promosyonları devlet garantisinde ama işçinin maaşından alınacak promosyon işverenin insafına bırakılmış durumda. Hele burada doğru yasal düzenleme yapılırsa çok güçlü pazarlıklar yapılarak özel sektördeki işçilerin çok iyi promosyonlar alması imkanı ortaya çıkar. Bu konudaki düşüncemizi de ifade ediyorum. Emeğin hakkını çok daha kolay alabileceği yarınlarda hep birlikte olmayı ümit ediyor, bir kez daha 1 Mayıs’ı kutluyorum.”

“Sürekli devri sabık yaratıyorlar. Senin işin baştan oruhsatı vermemek”

Özel ve Atalay, açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Özel, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın Doruk Madencilik’e ilişkin, “Ben bu firmaya bir daha ruhsat vermem. Șartlarını yerine getirmezlerse mevcut ruhsatlarını da iptal ederim. Doruk Maden maalesef nereye gitse problem. Kıdem tazminatı, servis meselesi, fırın kullanımı hep problem. Hiç istemediğimiz bir tavır içinde. Bu mesele yeni değil, üç yıllık mesele. Dört-beş ay maaş ödemiyor, her işlerinde böyleler. Sizin eylemi yapacağınız yer bu adamın evinin önüdür, holdinginin önüdür” açıklamasının sorulması üzerine şunları söyledi:

"Hani sosyal medyada Zaytung haberleri var, gerçek olmayacak kadar komik şeyleri yazıyorlar. Sayın Bakan’ın açıklamasını Zaytung’ta okusaydım gülümserdim. Bir kere bu şirkete bir daha bundan sonra bir şey vermemek demek değil bakanların işi. Böyle adamlara maden ruhsatını baştan vermemek bakanlığın işi. ‘Üç yıldır’ dediği şu, ‘Benim bakanlığımdan önce’ demek istiyor. AK Parti’de esas mevzu şöyle bir şeye geliyor: Sürekli devri sabık yaratıyorlar ama farkında değiller. Bu düzenlemelerin yapılmasıyla ilgili ne kadar eksiklik varsa bu eksikliklerin hepsini de AK Parti iktidarı yaptı, başkası yapmadı. Üç yıl önce de AK Parti vardı, 23 yıldır AK Parti var. Bu ülkede birileri gelip çantalarına 2 bin 600 maden ruhsatı dolduruyorsa bu AK Parti’nin pratiğidir. AK Parti’den önce 80 yılda bin 300 tane maden ruhsatı verilecek, döneminizde 366 bin maden ruhsatı verilecek. Bu adamın çantasında kullanılmaya hazır 2 bin 600 maden ruhsatı olacak. Bu adamlara siz ruhsatı verdiniz, sizin yaptığınız düzenlemeyle, damat Albayrak’ın kurduğu sistemle, Tayyip Bey’in himayesinde bu düzen kuruldu ve bu işler burada yaşanıyor. 

“Sen işçiyi patronun evinin önüne yolluyorsan o makamı işgal ediyorsun demektir”

Çok açık ve net şekilde görmesi lazım ki bu Bakan’ın bugün Doruk Madencilik’i yapan da AK Parti’nin kara düzenidir, 301 madenciyi Soma‘da yutan da Ermenek’te, ‘Evladım yüzme bilmiyor’ diyen acılı anneyi madenin başında ağlatan da AK Parti’nin madenlerde kurduğu kara düzendir. Bakanın işi, ‘Buna bu vakitten sonra vermem’ demek değil, böyle adamların maden ruhsatı almaması ve emekçinin hem canının hem de maaşının böyle yanlış adamlara emanet edilmemesidir. ‘Bakanlığın önü değil, holding patronunun evinin önü’ diyorsan bırak o zaman bakanlığı; sorumluluk alabilecek, işçi mağdur olduğunda, önüne gelip de eylem yaptığında, işçinin demokratik protestosuna tahammül edebilecek birisi bakan olsun. Benim öyle bakan adayım var. Seçimden sonra bakanlığın önünde eyleme gelen işçiye elinde çayı götüren, ‘Derdin nedir arkadaşım’ diyen, onun derdini çözen Enerji Bakanım olacak benim. Çalışma Bakanım olacak benim. Hepsi işçiden yana bakanlar olacak. Yok, sen işçiyi patronun evinin önüne yolluyorsan sen zaten o bakanlıkta bakanlık yapmıyorsun, o makamı işgal ediyorsun demektir.”

“Türkiye selamete kavuşsun diye tüm ittifaklara, tüm işbirliklerine, tüm birlikte yürümeye açık bir yol izliyoruz”

Özel, "Bir yol haritası açıkladınız, seçim kampanyası başlatıyorsunuz. Bu süreçte diğer muhalefet partileriyle nasıl bir temas, nasıl bir yol yürüyüşü olacak" sorusuna ise şu yanıtı verdi:

“Biz 4 Mayıs tarihinden itibaren tam kadro sahadayız. Geçmiş dönemlerde seçimlere üç ay kala bir soru vardı: ‘Sandık görevlilerimiz hazır mı, sandıklar sağlam mı’ diye. Buradan ilan ediyorum: Seçimlere resmen iki yıldan fazla var ve sandık görevlilerimizin hepsi hazır. 4 Mayıs günü CHP’nin 186 bin sandık görevlisinin 106 bini ve haziran ayında geri kalan 80 bini sahaya inip kapı kapı CHP’nin iktidar yürüyüş programını anlatmaya başlayacaklar. Bu yürüyüşün ilk adımını 4 Mayıs günü 81 ilde tüm milletvekillerimiz, tüm PM üyelerimizle atıyoruz. Bu süreçte 81 ilde uğrayacağımız kapıların içinde CHP’li olanların dışındaki bütün kapılar var. Hem iktidar, hem muhalefet mensubu vatandaşlarımızın ve siyasi görüşüne bakmadan herkesin kapısını çalacağız. Ayrıca kurumsal olarak geçtiğimiz hafta 12 muhalefet partisini ziyaret etmiştim. Gitmek isteyip gidemediğim birtakım muhalefet partilerimiz daha var. O ziyaretleri de önümüzdeki günlerde tamamlayacağım ve sürdüreceğim. Yaptığımız ziyaretlerde verdiğimiz kararlar var. Örneğin Siyasi Etik Yasası ile ilgili partilerimiz karşılıklı çalışmaya başlıyorlar. Bunun yanında farklı konularda partilerin ikili ilişkileri olabilir. Üzerinde uzaklaştığımız pek çok konuda da hep birlikte aksiyon alabiliriz. Vatandaş bizden muhalefetin bir ve beraber olmasını, hatta Türkiye’nin kurtuluşu için partileri aşan bir Türkiye İttifakı’nın kurulmasını ve sorunlarına çare üretecek bir iktidar değişimini bekliyor. Bunun için hangi eli tutmamız gerekiyorsa o eli tutacağız, kiminle kol kola girmemiz gerekiyorsa kol kola gireceğiz. Çünkü biliriz ki tuttuğumuz el o siyasetçiye, o partiye gönül vermiş on binlerin, yüz binlerin elidir. Biz Türkiye selamete kavuşsun diye tüm ittifaklara, tüm işbirliklerine, tüm birlikte yürümeye açık bir yol izliyoruz. Çünkü gün o gün değildir. Gün siyasi rekabetin değil dayanışmanın günüdür.”

“CHP, tüm illerde 1 Mayıs hangi meydanda kutlanıyorsa orada olacak”

Özel, CHP’nin 1 Mayıs programının sorulması üzerine ise şunları söyledi:

“Tüm illerde CHP, 1 Mayıs hangi meydanda kutlanıyorsa orada olacak. Talimatımız, konfederasyonlar bir ilde farklı meydanlarda, farklı etkinliklerde ise tamamına gidilmesi yönündedir. CHP emekçinin olduğu hiçbir meydanı bırakmayacak. Sayın Başkan Edirne’de; Edirne Belediye Başkanımız, Edirne İl Başkanımız bizim adımıza kendilerine ev sahipliği yapacaklar. Sayın Müsavat Dervişoğlu’nun Edirne’ye katılacağını da büyük bir memnuniyetle öğrendim. Geçen sene yağmur altında TÜRK-İŞ ile beraberdik, bu sene Kadıköy’de DİSK, TMMOB ve diğer bileşenlerin organize ettiği yere ziyaret yapacağım. Ama HAK-İŞ’in mitingine de konfederasyonların ve diğer sendikaların tüm illerdeki mitinglerine de katılacağız kimseyi ayırmadan. Bugünkü ziyaretim de 1 Mayıs günü Edirne’de yanlarında olamayacağım için bugünden yaptığımız bir nezaket ve dayanışma ziyaretidir TÜRK-İŞ’e. Bizim programımız bundan ibarettir.”

Özel, “Yerel yönetimlerde çalışan işçilere ilişkin düzenlemeleri standart haline getirmeyi planlıyor musunuz” sorusuna, “Planlıyoruz aslında. Yerel yönetimlerimizi biraz az silkeleseler dediğiniz, bugüne kadar hayata geçmiş de olacaktı. Ama biraz fazla silkelendiğimiz için bu konuda ufak tefek aksamalar oluyor” yanıtını verdi.