Trump Yönetimi, Binlerce Yasal Göçmeni “Ölü” Gibi Kaydederek Sınır Dışı Etmeye Zorluyor

Trump Yönetimi, Binlerce Yasal Göçmeni “Ölü” Gibi Kaydederek Sınır Dışı Etmeye Zorluyor

paylaş :

 Trump yönetimi, göçmen politikalarında yeni ve tartışmalı bir adım atarak, 6.000’den fazla yasal göçmeni Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SSA) “ölüm kayıtları listesine” (death master file) ekledi. Bu hamleyle göçmenlerin Sosyal Güvenlik numaraları geçersiz hale getirildi, böylece banka hizmetlerine, devlet yardımlarına ve yasal istihdam olanaklarına erişimleri engellendi.

Yetkililere göre bu uygulamanın temel amacı, etkilenen kişileri kendi istekleriyle ülkeyi terk etmeye zorlamak. Hedef alınanlar arasında Küba, Nikaragua, Venezuela ve Haiti gibi ülkelerden gelen, çoğunluğu Biden yönetimi sırasında geçici yasal statü kazanmış göçmenler yer alıyor.

Bu süreçte dikkat çeken bir başka unsur ise, Elon Musk’ın başında olduğu Hükümet Verimliliği Departmanı’nın (DOGE) bu politikanın veri analizinde ve uygulanmasında aktif rol alması. DOGE’un bu operasyondaki işlevi, kamu kurumları arasındaki veri akışını hızlandırmak ve hedef göçmenlerin dijital sistemler üzerinden tespiti olarak açıklandı. Ancak bu durum, devlet kurumlarının yetkilerini aşması ve özel yaşamın ihlali konusunda ciddi eleştirilere yol açtı.

Uygulama, İç Güvenlik Bakanlığı (DHS), Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Dairesi (ICE) ve Gelir İdaresi (IRS) arasında imzalanan yeni veri paylaşım protokollerinin de bir parçası. Bu yeni işbirlikleri sayesinde federal kurumlar göçmenlere ait verileri daha hızlı ve kapsamlı biçimde analiz edebiliyor.

Sivil haklar savunucuları ve göçmen örgütleri, bu adımı “modern çağda dijital sınır dışı etme politikası” olarak nitelendiriyor. Göçmen hakları için mücadele eden gruplar, bu kişilerin ölüm listelerine keyfi şekilde dahil edilmesinin anayasal haklara aykırı olduğunu belirtiyor ve federal mahkemelerde dava açmaya hazırlanıyor.

Trump yönetimi ise bu politikanın, “Amerikan vatandaşlarına öncelik verilmesi” ve “yasadışı göçün önlenmesi” adına gerekli olduğunu savunuyor. Ancak uygulamanın, yasal statüye sahip bireyleri hedef alması ve teknolojik araçlarla fiili dışlama yaratması, kamuoyunda geniş tartışmalara yol açmış durumda.