Hürmüz Boğazı’nın açılmasına yönelik umut azalırken petrol fiyatları yükseldi

Hürmüz Boğazı’nın açılmasına yönelik umut azalırken petrol fiyatları yükseldi

paylaş :

İran ve İsrail arasında yeniden başlayan füze ve hava saldırıları, küresel petrol piyasalarında arz endişesini artırdı. Hürmüz Boğazı’nın ticari trafiğe kapalı kalma ihtimalinin güçlenmesiyle Brent ve WTI fiyatları düşük-orta 90 dolar bandına çıktı.

Küresel piyasalarda petrol fiyatları, bölgede tırmanan gerilimin ardından haftaya yükselişle başladı. Pazartesi günü İran ve İsrail arasında karşılıklı saldırıların yeniden yoğunlaşması, petrol arzına ilişkin kaygıları artırdı. Brent ve WTI göstergelerinde fiyatlar yaklaşık yüzde 2 ila 5 arasında yükselirken, varil fiyatları 90 doların üzerine çıktı.

Piyasalardaki yükselişe rağmen petrol fiyatlarının 100 doların altında kalmasında, ABD’nin ham petrol ihracatı, Stratejik Petrol Rezervi’nden yapılan büyük ölçekli satışlar ve alternatif sevkiyat güzergâhlarının devreye alınması etkili oldu. Bu adımlar, Körfez kaynaklı arz kaybının bir bölümünü telafi etti.

Ancak Hürmüz Boğazı’nın büyük ölçüde ticari trafiğe kapalı kalması, küresel arz üzerinde baskı yaratmaya devam ediyor. Boğazdaki kapanmanın, Orta Doğu’dan yapılan günlük birkaç milyon varillik petrol ihracatını devre dışı bıraktığı, üreticileri ise sevkiyatlarını kısmaya ya da farklı güzergâhlara yöneltmeye zorladığı belirtiliyor.

OPEC+ ülkeleri temmuz ayı için günlük 188 bin varillik dördüncü aylık üretim artışını onayladı. Ancak analistler, deniz taşımacılığındaki kısıtlamalar ve zarar gören enerji altyapısı nedeniyle bu artışın piyasadaki fiili arzı rahatlatmakta sınırlı kalacağını değerlendiriyor.

Piyasa uzmanları, diplomatik girişimlerin Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasını sağlayamaması halinde fiyatların hızla daha yukarı çıkabileceği uyarısında bulunuyor. Boğazın yeniden güvenli hale getirilmesinin, mayın temizliği, nakliye hatlarının düzenlenmesi ve hasar gören sahaların onarımı nedeniyle aylar alabileceği belirtiliyor.

Enerji ithalatçısı ülkeler açısından ise bu tablo, tüketici fiyatlarında artış ve enflasyon baskısının yeniden güçlenmesi anlamına geliyor.