Eski TBMM Başkanı Bülent Arınç, CHP’ye yönelik “mutlak butlan” kararını hukuk, yetki, görev ve usul bakımından yanlış bulduğunu belirtti. Arınç, kararın ihtiyati tedbirli verilmesini “asıl vahim olan” unsur olarak nitelendirerek, “Yargıtay’a düşen görev, bir an önce hukuka ve hakkaniyete uygun bir karar vermesi ve tedbirin kaldırılmasıdır” dedi.
Eski TBMM Başkanı Bülent Arınç, CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’nın iptaline ilişkin “mutlak butlan” kararı hakkında değerlendirmelerde bulundu.
Sosyal medya hesabından yazılı açıklama yapan Arınç, konunun CHP’nin iç meselesi olduğunu belirterek, olayda taraf olmayacağını ifade etti. Arınç, Necmettin Erbakan’ın geçmişte benzer konularda, “Onlar birbirlerini daha iyi tanır ve genelde birbirleri için söyledikleri doğrudur. Biz bu konuda taraf olmayalım” dediğini aktardı.
Konuyu bir hukukçu ve siyasetçi olarak değerlendirdiğini belirten Arınç, “BAM Dairesi’nin 20 sayfalık kararını okudum. Bir hukukçu olarak bu kararı yetki, görev ve usul hukuku bakımından yanlış buluyorum” dedi.
Arınç, kararın Siyasi Partiler Kanunu, Seçim Kanunu ve ilgili mevzuat bakımından tartışmalı olduğunu vurgulayarak şu değerlendirmeyi yaptı:
“Bugüne kadar Siyasi Partiler Kanunu, Seçim Kanunu ve ilgili hususlarda YSK dışında bir hukuk mahkemesi karar vermedi. Kararı, konjonktürel bir karar niteliğinde görüyorum. Asıl vahim olan bu kararın ihtiyati tedbirli olarak verilmesidir. Oysa Yargıtay denetiminden geçmesi açısından tedbirli olmadan da karar verilebilir ve bugünkü kaos ortamı oluşmayabilirdi. Kararın Yargıtay’da kesinleşmesi durumunda gerekli tüm işlemler kavgasız sonuçlanırdı. Uygulamada böyle bir tedbirli karar da görülmedi. Bütün bu durum karşısında Yargıtay’a düşen görev, bir an önce hukuka ve hakkaniyete uygun bir karar vermesi ve tedbirin kaldırılmasıdır.”
Arınç, kararın bir parti kapatma kararı olmadığını ancak sonuçları itibarıyla CHP’yi işlevsiz hale getirebilecek nitelikte olduğunu söyledi.
Siyaset açısından ortaya çıkan tablonun “iç açıcı olmadığını” belirten Arınç, şu ifadeleri kullandı:
“BAM kararı elbette bir parti kapatma kararı değildir ancak sonuçları itibarıyla bir partiyi işlevsiz hale getirmek, içini karıştırmak ve gücünü yok etmek neticesini doğurabilecek bir karardır. Kendi tecrübemle söylemek isterim ki bu tür müdahaleler siyasi partilerden daha çok başta siyaset kurumu olmak üzere kurumların işlevsiz kalmasına ve demokrasinin yolunun kesilmesine sebebiyet verir.”
Arınç, siyasi yaşamında partilerinin Anayasa Mahkemesi kararları ve 12 Eylül Darbesi döneminde kapatıldığını, hakkında siyaset yasağı talep edilen davalar açıldığını hatırlattı.
Necmettin Erbakan’ın parti kapatma kararları karşısında kimseyi sokağa ya da taşkınlığa teşvik etmediğini belirten Arınç, AK Parti’nin de çeşitli darbe, muhtıra, tehdit ve “yol kesmelere” rağmen hukuk, sabır ve millete güvenerek yoluna devam ettiğini ifade etti.

