Kanada sinemasının iz bırakan filmleri İstanbul Modern’de
Kanada sinemasının iz bırakan filmleri İstanbul Modern’de

Kanada sinemasının iz bırakan filmleri İstanbul Modern’de

paylaş :

Kanada sinemasının 1970’lerden günümüze uzanan dikkat çekici yapımlarını bir araya getiren "Kanada Top 10" programı, İstanbul Modern’de başladı. Kanada’nın İstanbul Başkonsolosu Natalie Britton, kültürel diyaloğun kutuplaşan dünyada her zamankinden daha önemli hale geldiğini söyledi.

Kanada sinemasının 1970’lerden günümüze uzanan önemli yapımlarını bir araya getiren "Kanada Top 10" programı, İstanbul Modern Sinema’da düzenlenen açılışla başladı. Kanada İstanbul Başkonsolosluğu iş birliğiyle gerçekleştirilen program, 7–17 Mayıs tarihleri arasında izleyiciyle buluşuyor.

Açılışta konuşan İstanbul Modern Film Küratörü Müge Turan, seçkinin Türkiye’de bugüne kadar gerçekleştirilen en kapsamlı Kanada sineması panoramalarından biri olduğuna dikkatİ çekti. Turan, Kanada sinemasının yalnızca ulusal bir sinema dili kurmadığını, aynı zamanda kimlik, aidiyet ve hafıza gibi meseleleri farklı kuşaklar üzerinden yeniden tartışmaya açtığını söyledi.

Turan, "1970’lerden bugüne kimlik, aidiyet ve anlatı biçimi üzerine kurduğu cesur sorularla ulusal sinema fikrini sürekli yeniden tanımlayan bir sinema geleneğine odaklanıyoruz. Farklı kuşaklardan yönetmenlerin kişisel ve politik hikâyeleri, yenilikçi sinema dilleri ve çoğul estetik yaklaşımları Kanada sinemasının dünya sinemasında kendine özgü bir yer edinmesini sağladı" dedi.

Kanada’nın İstanbul Başkonsolosu Natalie Britton ise kültürün ülkeler arasındaki ilişkilerde kurucu bir rol üstlendiğini vurguladı. İstanbul’un çok kültürlü yapısına işaret eden Britton, Türkiye ile Kanada arasındaki ilişkilerin yalnızca diplomatik düzeyde değil, insanlar arasındaki bağlarla güçlendiğini ifade etti.

Natalie Britton, "Daha fazla kutuplaşan bir dünyada kültürel diyaloğa her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var. Kültür; empati kurmanın, sohbet etmenin ve birbirimizi anlamanın yollarından biri. Türkiye ile Kanada arasındaki ilişkiler derinleşirken bu tür buluşmalar çok daha önemli hale geliyor" diye konuştu.

Sinemanın insanın kimliği için bir ayna olduğuna işaret eden Britton, şunları kaydetti: 

"Bu gece, sinemayı kim olduğumuzun bir aynası olarak kutluyoruz. Burada yer alan 10 film, yılları, bölgeleri, dilleri ve yaşanmış deneyimleri kapsıyor. Birlikte Kanada'nın dilsel ikiliğini, yerli topluluklarımızın yaratıcılığını coğrafya, göç ve hafıza ile şekillenen bakış açılarını yansıtıyorlar. Bize kimliğin statik olmadığını, geçmişimizle yüzleşme ve birbirimizi yakından dinlemeye istekli olduğumuz sürece geliştiğimizi hatırlatıyor." 

Britton, Kanada ve Türkiye arasındaki kültürel benzerliklere dikkati çekerek, film seçkisindeki tarih, kimlik ve hikaye anlatıcılığı gibi temaların Türkiye'de karşılık bulacağını belirtti.

Kanada sinemasının kuşaklararası hafızasını görünür kılan program, Toronto Uluslararası Film Festivali’nin (TIFF) “Top 10 Canadian Films” listesinden ilham alıyor. Eleştirmenler ve sinemacılar arasında yapılan anketle 2015'te belirlenen liste, Kanada Ulusal Film Kurulu aracılığıyla dolaşıma sokulan önemli yapımları içeriyor.

Seçkide Don Shebib’in “Yola Düşmek” (Goin’ Down the Road, 1970), Zacharias Kunuk’un “Atanarjuat: Hızlı Koşucu” (Atanarjuat: The Fast Runner, 2000), Tracey Deer’ın “Beans” (2020) filmlerinin yanı sıra Atom Egoyan, David Cronenberg, Sarah Polley ve Jean-Marc Vallée gibi yönetmenlerin sinema tarihinde iz bırakan yapıtları da yer alıyor.