Türkiye'nin 2026'da dış politikada öncelikleri neler olacak?
Türkiye'nin 2026'da dış politikası nasıl şekillenecek?

Türkiye'nin 2026'da dış politikası nasıl şekillenecek?

paylaş :

Suriye’de siyasi dönüşüm ve askeri entegrasyon süreci

Suriye’de siyasi dönüşüm ve askeri entegrasyon süreci

Suriye’de 61 yıllık Baas rejiminin sona ermesinin ardından, 2026 yılında devletin kurumsallaşması ve ekonominin canlandırılması çalışmaları öncelik kazandı. Şam yönetimi ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında 10 Mart 2025'te imzalanan ve yaklaşık 50 bin kişilik gücün ulusal orduya katılımını öngören mutabakat, teknik ayrıntılardaki uyuşmazlıklar sebebiyle öngörülen sürede tamamlanamadı. Ankara, terör örgütü olarak nitelediği YPG/SDG unsurlarının özerk yapısını korumasına izin vermeyeceğini kesin bir dille belirterek bu birleşme sürecinin eksiksiz uygulanması için baskısını sürdürdü. Türk yetkililer, yeni bir askeri çatışma niyetinde olmadıklarını ancak sürecin bir krize dönüşmemesi gerektiğini Şam yönetimine iletti.

İsrail ile gerilim ve Gazze’de güvenlik arayışları

Türkiye ile İsrail arasındaki gerginlik, 2025 yılında Gazze’deki savaşın yanı sıra Suriye coğrafyasındaki karşılıklı hamlelerle daha da derinleşti. Ankara, İsrail’in Suriye’deki faaliyetlerini ve bölgedeki gruplara verdiği desteği "yayılmacılık" olarak tanımlarken, bu durumu bölgesel istikrar açısından ciddi bir tehdit şeklinde değerlendirdi. Gazze’de kurulması planlanan Uluslararası İstikrar Gücü konusunda ise İsrail’in Türkiye’ye yönelik vetosu sürerken, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan önceliğin sivillerin yaşamını normalleştirmek olduğunu ifade etti. ABD yönetimi, Türkiye'nin bu süreçte aktif bir rol alması için Ocak ayından itibaren yeni formül arayışlarını yoğunlaştırdı.

Karadeniz güvenliği ve Rusya-Ukrayna barış çabaları

Ukrayna’daki savaşın dördüncü yılına yaklaşırken Türkiye, tarafları barış masasına oturtma girişimlerini 2026'da da en üst seviyede sürdürdü. 2025’in son aylarında Karadeniz’deki münhasır ekonomik bölgede ticari gemilerin hedef alınması ve Türk hava sahasına giren insansız hava araçları güvenlik gündemini hareketlendirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya ve Ukrayna liderlerine barış masasını İstanbul’da kurma çağrısını yinelerken, denizde ve havada yaşanan riskli gelişmelere karşı taraflara gerekli uyarılar yapıldı.

ABD ile savunma diplomasisi ve Avrupa güvenlik mimarisi

Trump yönetiminin ikinci döneminde Türk-Amerikan ilişkileri, savunma sanayii iş birliği ve bölgesel stratejiler odağında gelişti. CAATSA yaptırımlarının kaldırılması ve F-35 programına geri dönüş için S-400 hava savunma sistemleri sorununa çözüm aranırken, ABD tarafı uygun bir formülün yakında bulunacağına dair mesajlar verdi. Avrupa kanadında ise Fransa ve Yunanistan’ın engellemeleri nedeniyle Türkiye; Almanya, İngiltere ve İtalya gibi ülkelerle ikili askeri anlaşmalara ağırlık vererek yeni güvenlik mimarisindeki konumunu korumaya çalıştı.

Kıbrıs’ta yeni dönem ve Ermenistan ile normalleşme adımı

Kıbrıs’ta 2025 seçimlerini kazanan Tufan Erhürman’ın göreve gelmesi adada çözüm arayışlarını tekrar gündeme taşırken, Ankara iki devletli çözüm konusundaki resmi tutumundan taviz vermedi. Kafkasya’da ise Ermenistan ile yürütülen normalleşme süreci tarihi bir eşiğe ulaştı. 1993’ten beri kapalı olan Alican/Margara Sınır Kapısı’nın diplomatik pasaport sahipleri ve üçüncü ülke vatandaşları için 2026 başında açılması planlandı. Bu sembolik adım, Ermenistan’daki seçimler öncesinde Paşinyan hükümetine yönelik bir destek hamlesi olarak kaydedildi.

Kaynak: BBC Türkçe