Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alındığı 19 Mart’ta başlayan valiliğin

Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alındığı 19 Mart’ta başlayan valiliğin "İstanbul yasağı" yargıdan döndü

paylaş :

İstinafın reddi ve kesinleşme

İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesi, Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alındığı 19 Mart 2025’in ardından İstanbul Valiliği’nin ilan ettiği dört günlük toplantı ve gösteri yasağını hukuka aykırı bulan ilk derece mahkemesi kararını onadı. İstanbul Barosu’nun açtığı davada Valiliğin istinaf başvurusu reddedildi ve kanuni dayanağı bulunmadığı belirtilen yasağa ilişkin karar kesinleşti.

Valiliğin aldığı yasak kararı

İstanbul Valiliği, kamu düzeninin korunması ve olası provokatif eylemlerin önlenmesi gerekçesiyle 19-23 Mart 2025 tarihleri arasında İstanbul genelinde her türlü toplantı, gösteri yürüyüşü ve basın açıklamasını yasakladı. Aynı kararla M1A Yenikapı-Atatürk Havalimanı ve M1B Yenikapı-Kirazlı hatlarında Emniyet-Fatih istasyonu, M2 hattında ise Taksim istasyonu yolcu giriş ve çıkışlarına kapatıldı. Vatan Caddesi başta olmak üzere çok sayıda cadde ve sokak da araç trafiğine kapatıldı.

Mahkemenin gerekçesi

İstanbul 3. İdare Mahkemesi işlemi iptal etti, Bölge İdare Mahkemesi de bu kararı yerinde buldu. Kararda, 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’nun 11/C maddesi ile 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun 17 ve 19. maddelerinin valilere belirli şartlarda müdahale yetkisi verdiği, ancak bu yetkinin ilin tamamını kapsayan, süresiz nitelikte bir yasaklamaya izin vermediği belirtildi. 17. maddenin belirli bir toplantıyı hedef aldığı, 19. maddenin ise ilin ancak bir veya birkaç bölgesinde uygulanabileceği ifade edildi. Valiliğin coğrafi sınır gözetmeksizin il genelinde uyguladığı yasağın kanuni sınırları aştığına hükmedildi.

Ölçülülük değerlendirmesi

Mahkeme kararında, uygulanan yasağın demokratik toplum düzeninin gereklerine uymadığı ve temel haklara en az müdahale ilkesini karşılamadığı belirtildi. Kararın ölçülü olmadığı, kamu yararı amacı taşımadığı ve ilgili kanun maddelerine aykırı olduğu sonucuna varıldı. Valilik ise istinaf başvurusunda, sosyal medya paylaşımları ve edinilen bilgiler doğrultusunda toplumsal olaylar yaşanabileceği ve protestolara terör örgütlerine müzahir grupların katılabileceği değerlendirmesiyle yasağın kamu düzeni, milli güvenlik ve genel asayiş amacıyla alındığını savundu.

İstinafın reddi ve kesinleşme

Daire, Valiliğin ileri sürdüğü gerekçelerin ilk derece mahkemesi kararını kaldırmayı gerektirecek nitelikte olmadığına hükmederek istinaf başvurusunu oybirliğiyle reddetti. Kararın 16 Temmuz 2026 tarihinde kesin olarak verildiği bildirildi. Valiliğin o dönem yayımladığı açıklamada, huzur ve refah gerekçesiyle alınan tedbirin kararlılıkla uygulandığı, adli süreçlerin bahane edilerek hizmet vermeme veya kamu araçlarıyla propaganda yapma gibi eylemlerin tespit edildiği, bu kişilerle ilgili idari ve adli süreç başlatılacağı belirtilmişti. Aynı açıklamada vatandaşların, izinsiz gösterilerde yüzlerini maskeyle gizleyen provokatörlere karşı duyarlı olması ve güvenlik güçleriyle karşı karşıya gelebilecek durumlardan kaçınması istenmişti.