Güvenç Dağüstün’ün ilk romanı “Ayı Orhan’ı Kim Öldürdü?” okurla buluştu

Güvenç Dağüstün’ün ilk romanı “Ayı Orhan’ı Kim Öldürdü?” okurla buluştu

paylaş :

Müzisyen Güvenç Dağüstün, ilk romanı “Ayı Orhan’ı Kim Öldürdü?” ile edebiyat dünyasına adım attı. Burgazada’dan Sultanahmet’e, oradan Viyana’nın sanat çevrelerine uzanan roman; fantastik kurguyu mizah, şiirsel anlatım ve edebiyat göndermeleriyle bir araya getiriyor.

Güvenç Dağüstün’ün ilk romanı “Ayı Orhan’ı Kim Öldürdü?”, Mona Kitap etiketiyle okurla buluştu. Hilal Solmaz’ın kaleme aldığı habere göre, opera sahnelerinden konser salonlarına, Anadolu türkülerinden farklı disiplinleri bir araya getiren sahne projelerine uzanan sanat yaşamıyla tanınan Dağüstün, bu romanla edebiyat dünyasına adım attı.Mona Kitap etiketiyle yayımlanan roman, okuru gerçek ile düş arasındaki sınırların giderek belirsizleştiği çok katmanlı bir anlatının içine davet ediyor.

Uzun yıllardır sesi, yorumculuğu ve sahne performanslarıyla farklı hikâyeleri dinleyiciyle buluşturan Dağüstün, ilk romanında müzikte kurduğu anlatı dünyasını sözcüklere taşıyor. Klasik müzik eğitiminin yanı sıra Anadolu türkülerini kendine özgü yorumuyla seslendiren, farklı müzik türlerini aynı sahnede buluşturan sanatçı, edebiyat alanındaki ilk çalışmasında da disiplinler arası yaklaşımını sürdürüyor.

Konserleri, televizyon programları ve kültür-sanat alanındaki üretimleriyle geniş bir dinleyici kitlesine ulaşan Dağüstün, sanat yaşamı boyunca müziği edebiyat, tiyatro ve yaşam öyküleriyle iç içe ele aldı. “Ayı Orhan’ı Kim Öldürdü?” de bu birikimin izlerini taşıyan, ses, hafıza, mekân ve edebiyat arasında bağlar kuran bir roman olarak öne çıkıyor.

Romanın başkahramanı Suphi Deniz, yıllar önce açıklanamayan bir biçimde kediye dönüşmesinin ardından bu kez Burgazada’da meydana gelen esrarengiz olayların ortasında buluyor kendini. Ayı Orhan’ın ölümüyle başlayan hikâye, Suphi’yi hem bir ölümün ardındaki gerçeği araştırmaya hem de kendi geçmişiyle yüzleşmeye yöneltiyor.

Burgazada’da başlayan yolculuk, Sultanahmet’e, ardından Viyana’nın sanat çevrelerine kadar uzanıyor. Suphi Deniz’in izini süren okur, bir yandan gizemli olayların çözümüne yaklaşırken bir yandan da edebiyat, sanat, dostluk ve hafıza üzerine kurulu geniş bir anlatı evreninde ilerliyor.

Romanın dikkat çeken yönlerinden birini de edebiyat dünyasına yapılan göndermeler oluşturuyor. Okur, Suphi’nin peşinden giderken Sait Faik Abasıyanık’ın izlerini takip ediyor, Nazlı Eray’ın düşsel evreniyle karşılaşıyor. Nazlı Eray romanda hikâyenin doğal bir karakteri olarak yer alırken, Sait Faik yalnızca adı anılan bir yazar olmaktan çıkarak anlatının yaşayan kahramanlarından biri hâline geliyor.

Bu yönüyle roman, yalnızca fantastik bir olay örgüsü kurmakla kalmıyor; Türk edebiyatının önemli isimleriyle günümüz arasında hayalî ve yaratıcı bir bağ kuruyor. Dağüstün, edebiyat tarihini romanın arka planına yerleştirmek yerine doğrudan anlatının parçasına dönüştürüyor.

Roman boyunca Burgazada da başlı başına bir karakter olarak öne çıkıyor. Adanın kedileri, sokakları, rakı sofraları, dostlukları, eski hikâyeleri ve hafızası, olayların gelişiminde belirleyici bir rol üstleniyor. Burgazada, yalnızca hikâyenin geçtiği bir mekân değil, romanın ruhunu, temposunu ve duygusal zeminini taşıyan canlı bir varlığa dönüşüyor.

Adanın gündelik hayatı ile fantastik olayların iç içe geçtiği anlatıda, gerçekle düş arasındaki geçişler doğal bir akış içinde ilerliyor. Okur, sıradan görünen bir karşılaşmanın bir anda olağanüstü bir olaya dönüştüğü, geçmiş ile bugünün birbirine karıştığı bir hikâyenin içinde yol alıyor.

Mizahı, şiirsel dili ve çok katmanlı kurgusuyla dikkat çeken “Ayı Orhan’ı Kim Öldürdü?”, klasik bir cinayet romanının sınırlarını aşarak hafıza, ölüm, dostluk, aidiyet ve insanın iç dünyası üzerine sorular yöneltiyor. Roman, okura kesin cevaplar vermek yerine onu yeni soruların ve ihtimallerin peşine düşürüyor.

Dağüstün, romanın ölüm karşısındaki tutumunu ve anlatının temel duygusunu, “Kediler, ölen kişi sevmedikleri biri de olsa, ölümlere sevinmezler” cümlesiyle özetliyor. Bu ifade, hikâyenin mizahi ve fantastik yüzünün altında yer alan merhamet, kayıp ve yas duygusuna da işaret ediyor.

Fantastik kurguyu edebiyat göndermeleri, mizah ve şiirsel bir anlatımla buluşturan “Ayı Orhan’ı Kim Öldürdü?”, bir ölümün ardındaki sırrı araştırırken insanın geçmişiyle, dostluklarıyla ve belleğiyle kurduğu ilişkiye odaklanıyor. Güvenç Dağüstün’ün ilk romanı, Mona Kitap etiketiyle okurlarla buluştu.