Mansur Yavaş: Bir yanlış yaparsak cezamızı önce Türk milleti verir

Mansur Yavaş: Bir yanlış yaparsak cezamızı önce Türk milleti verir

paylaş :

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Çankaya Belediyesine yönelik operasyonun ardından yaptığı açıklamada, belediye başkanlarının yargılanmaktan çekinmediğini ancak soruşturmaların hukuka uygun yöntemlerle yürütülmesi gerektiğini söyledi. Yavaş, “Biz başkasının parasını, bize emanet edileni kullanan belediye başkanlarıyız. Bir yanlış yaparsak cezamızı her şeyden önce Ankara halkı ve Türk milleti verir” dedi.

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının Çankaya Belediyesine yönelik yürüttüğü soruşturma kapsamında Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner’in de aralarında bulunduğu 36 kişi hakkında gözaltı kararı verilmesine tepki gösterdi.

CHP Ankara İl Örgütü tarafından Çankaya Belediyesi önünde düzenlenen protesto eylemine katılan Yavaş, belediye başkanlarının ve kamu görevlilerinin soruşturulmasına karşı olmadıklarını ancak uygulanan yöntemlerin hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşması gerektiğini söyledi.

Eylemde, CHP’li belediye başkanları, parti yöneticileri, belediye çalışanları ve yurttaşlar bir araya geldi. Katılımcılar, Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner ve gözaltına alınan belediye çalışanlarıyla dayanışma mesajı verdi.

Yavaş, konuşmasına kısa süre önce aynı yerde Çankaya Belediyesinin çalışmalarının ve hizmetlerinin kamuoyuna anlatıldığı bir toplantı düzenlendiğini hatırlatarak başladı.

“Kısa bir süre önce burada Hüseyin Başkan’ın yaptığı hizmetlerle ilgili hesap verme töreninde hep birlikteydik. Bugün ise maalesef sabah düzenlenen operasyon nedeniyle tepki göstermek ve Hüseyin Başkan’ın yanında olduğumuzu göstermek için buradayız. Dayanışmak için buradayız,” dedi.

Türkiye’de son dönemde belediyelere yönelik soruşturma ve operasyonların arttığını savunan Yavaş, CHP’li belediyelerin kamuoyu nezdindeki başarısının siyasi iktidarı kaygılandırdığını ileri sürdü.

CHP’nin Tüzük Kurultayı sırasında yaptığı bir konuşmaya atıfta bulunan Yavaş, CHP’li belediyelerin kamuoyu araştırmalarında yüzde 58 düzeyinde bir başarı oranına ulaştığını söyledi.

Bu tablonun yapılacak bir seçimde iktidar değişikliği ihtimalini güçlendirdiğini belirten Yavaş, “Belediye başkanlarımızın hepsi çok başarılı. O gün, bundan sonra bizim muhatabımızın emniyet ve savcılar olacağını söylemiştim. Maalesef bununla karşılaştık,” ifadelerini kullandı.

“Belediye başkanlarının dokunulmazlığı yok”

Yavaş, belediye başkanlarının dokunulmazlığı bulunmadığını ve herhangi bir suçlama karşısında yargı önüne çıkmalarının doğal olduğunu belirtti.

“Asla yargılanmaktan korkmuyoruz. Belediye başkanlarının böyle bir dokunulmazlığı yok,” diyen Yavaş, buna karşılık soruşturmaların hukuki usullere uygun şekilde yürütülmesi gerektiğini söyledi.

Belediyeler hakkında yapılan şikâyetlerin daha önce belirli bir idari inceleme sürecinden geçtiğini ifade eden Yavaş, savcılıkların İçişleri Bakanlığına yazı yazdığını, mülkiye müfettişlerinin belediyelere gelerek inceleme yaptığını ve soruşturma izni gerektiren durumlarda dosyanın adli makamlara gönderildiğini anlattı.

Yavaş, belediye yönetimlerinden istediğini alamayan, ihalesi iptal edilen veya hukuka aykırı talepleri kabul edilmeyen kişilerin şikâyette bulunabileceğini belirterek, bu tür iddiaların önce denetim mekanizmaları tarafından incelenmesi gerektiğini söyledi.

“Hakkımızda işi bozulan, belediyeden istediğini alamayan ya da yasa dışı bir şey isteyen bazıları şikâyette bulunabilir. Bunun üzerine savcılık İçişleri Bakanlığına yazı yazar, müfettiş gelir ve inceler. Ya soruşturmaya gerek olmadığına karar verir ya da soruşturma gerekiyorsa dosyayı savcılığa gönderir,” dedi.

Ancak son dönemde bu idari mekanizmaların devre dışı bırakıldığını savunan Yavaş, Sayıştay ve mülkiye müfettişlerinin raporlarının dikkate alınmadığını ileri sürdü.

Yavaş, “Artık bu sigortalar kalktı. Sayıştay’ın kamu zararı bulunmadığına ilişkin tespitleri ya da mülkiye müfettişlerinin soruşturmaya gerek olmadığı yönündeki kararları göz ardı ediliyor,” diye konuştu.

“Çağrıldığı halde gitmeyen bir belediye başkanı var mı?”

Yavaş, belediye başkanlarının doğrudan gözaltına alınmasını ve evlerinde arama yapılmasını eleştirerek, bu kişilerin çağrıldıkları takdirde ifadeye gitmeyecekleri yönünde herhangi bir işaret bulunmadığını söyledi.

“Zimmet, rüşvet, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak gibi iddialarla belediye başkanlarımız personeliyle birlikte gözaltına alınıyor. Oysa çağrıldığı halde gitmeyen bir belediye başkanı duydunuz mu?” diye sordu. Yavaş, belediye başkanlarının kaçma şüphesi bulunmadığını, görevleri ve ikametleri belli olan kamu görevlileri olduklarını söyledi.

Kendi mal beyanının Ankara Büyükşehir Belediyesi binasının girişinde ve belediyenin internet sitesinde yayımlandığını belirten Yavaş, mali durumunu kamuoyundan saklamadığını ifade etti. “Benim mal beyanım belediyenin girişinde de internet sitemizde de yazılı. Alacağımızı da borcumuzu da şeffaf bir şekilde kamuoyuyla paylaşıyoruz,” dedi.

Yavaş, belediye başkanlarının kamu kaynaklarını kullandığını ve bu nedenle yurttaşlara karşı sorumluluk taşıdığını belirterek şunları söyledi: “Biz başkasının parasını kullanan, emaneti kullanan belediye başkanlarıyız. Kaçacak, korkacak hiçbir şeyimiz yok. Bir yanlış yaparsak cezamızı her şeyden önce Ankara halkı ve Türk milleti verir.”

“Düşman hukuku istemiyoruz”

Yavaş, soruşturmaların siyasi kimliğe göre farklı yöntemlerle yürütüldüğünü savunarak, “düşman hukuku” olarak nitelendirdiği uygulamalardan vazgeçilmesi çağrısında bulundu.

2019 yılında Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı seçilmesinin ardından önceki dönem bürokratları hakkında çeşitli suç duyurularında bulunduğunu hatırlatan Yavaş, bu kişilerden hiçbirinin gözaltına alınmadığını, evlerinde arama yapılmadığını veya tutuklanmadığını söyledi.

Söz konusu bürokratların tutuksuz olarak yargılandığını belirten Yavaş, bunun hukuk açısından doğru yöntem olduğunu ifade etti. “2019 yılından beri verdiğim şikâyet dilekçeleri nedeniyle yargılanan eski dönem bürokratlar var. Hiçbirisi gözaltına alınmadı, hiçbirisinin evi aranmadı, hiçbirisi tutuklanmadı. Yargılamaları devam ediyor. Olması gereken de budur,” dedi. Bir kişinin suçluluğu kesinleşmeden özgürlüğünden mahrum bırakılmaması gerektiğini söyleyen Yavaş, tutuklama tedbirinin cezaya dönüştürülmemesi gerektiğini vurguladı.

“Bir kişi, bir saat bile eşinden, dostundan ve çocuğundan haksız yere uzak tutulamaz. Böyle bir hukuk yok,” diye konuştu. Ceza hukukunun temel ilkelerinden birinin masum kişilerin korunması olduğunu ifade eden Yavaş, “Bir kişinin suçlu olduğuna yüzde 100 inansanız bile, yanlışlıkla suçsuz bir kişiyi tutuklamak yerine bin kişinin sokakta gezmesi tercih edilir. Önemli olan, suçsuz bir kişinin haksız yere bir saat bile özgürlüğünden mahrum edilmemesidir,” dedi.

Operasyonun “39’uncu belediye başkanına” yönelik olduğunu söyledi

Yavaş, Çankaya Belediyesine yönelik operasyonun CHP’li belediye başkanlarına karşı gerçekleştirilen 39’uncu operasyon olduğunu ifade etti.

Geçmiş soruşturmalarda bazı şüphelilerin tutuklama tehdidi altında başka kişileri suçlayan ifadeler verdiğini savunan Yavaş, bu kişilerin daha sonra mahkeme salonlarında ifadelerini baskı altında verdiklerini söylediğini belirtti.

“Her birinde, haksız tutuklamalar sonucu bazı kişiler itiraf adı altında başkalarını suçluyor. Onların da tutuklanmasına neden oluyorlar. Yargılama sırasında ise özür dileyip, ‘Tutuklama tehdidiyle bu ifadeleri verdik’ diyorlar,” ifadelerini kullandı.

Yavaş, bu tür yöntemlerin adil yargılanma hakkını zedelediğini ve kamuoyunda kişilerin peşinen suçlu ilan edilmesine neden olduğunu söyledi.

“Doğrusu tutuksuz yargılamadır. Hiç kimseyi peşinen suçlu ilan edemezsiniz,” dedi.

“Tahliye edilenlerin kaybettikleri zaman nasıl telafi edilecek?”

Yavaş, daha önce tutuklanan bazı belediye başkanlarının yargılama sürecinde tahliye edildiğini hatırlatarak, bu kişilerin cezaevinde geçirdiği sürenin telafi edilmesinin mümkün olmadığını söyledi.

“Tahliye olan belediye başkanlarımız oldu. Siz bunların cezaevinde tutulmasının bedelini nasıl ödeyebilirsiniz?” diye soran Yavaş, kaçma şüphesi bulunmayan kişilerin tutuksuz yargılanması gerektiğini belirtti.

“Kaçan mı var? Yargılamanın sonucunu bekleyin. Eşit hukuk istiyoruz, eşit adalet istiyoruz,” dedi.

Yavaş, hukuk kurallarının siyasi görüşe, parti kimliğine veya kamuoyundaki konuma göre değişmemesi gerektiğini ifade ederek, aynı fiiller karşısında herkes için aynı soruşturma ve yargılama yöntemlerinin uygulanmasını istedi.

Operasyon bilgilerinin önceden yayımlandığını savundu

Yavaş, Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner’e yönelik operasyon yapılacağına ilişkin iddiaların yaklaşık bir hafta önceden bazı televizyon kanallarında gündeme getirildiğini söyledi. Söz konusu yayınlarda operasyonun tarihi ve kapsamına ilişkin bilgiler verildiğini ileri süren Yavaş, bu bilgilerin kaynağının araştırılması gerektiğini belirtti. “Hüseyin Can Başkan’la ilgili bir hafta önce televizyonda konuşmaya başladılar, operasyon yapılacak dediler. Bunlar bu bilgiye nereden sahip?” diye soran Yavaş, iki ihtimalin de hukuki sorun oluşturduğunu söyledi.

Yavaş, bu yayınların gerçeğe dayanmaması halinde kamuoyunun yanıltıldığını, doğru olması halinde ise gizli soruşturma bilgilerinin önceden belirli kişilere aktarıldığını ifade ederek, “Bu bilgiye sahip değillerse ve uyduruyorlarsa, halkı yanıltıcı bilgi vermekten işlem yapılması gerekmez mi? Söyledikleri doğru çıktıysa bu daha vahim. Nereden haberleri vardı da konuştular?” dedi.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının bu yayınları yapan kişiler hakkında da inceleme başlatması gerektiğini belirten Yavaş, soruşturmaların gizliliğinin ihlal edilip edilmediğinin ortaya çıkarılmasını istedi.

“Avukatların bilmediği bilgiler televizyonlarda yayımlanıyor”

Yavaş, bazı televizyon kanallarında soruşturma dosyalarına ilişkin bilgilerin, şüphelilerin avukatlarından önce yayımlandığını ileri sürdü. “Bazı televizyonlarda şahsın avukatının dahi bilgi sahibi olmadığı bilgiler çarşaf çarşaf yayımlanıyor,” diyen Yavaş, bu yayınların şüphelilerin kamuoyu önünde suçlu ilan edilmesine yol açtığını söyledi.

Devam eden bir soruşturma veya yargılama hakkında kesin hüküm içeren yayınların yargı sürecini etkileyebileceğini belirten Yavaş, televizyon programlarında ve sosyal medyada kurulan “mahkemelerin” masumiyet karinesine zarar verdiğini ifade etti. “Bunun hukukta bir karşılığı var. Devam eden yargılamayı etkileme suçunu işliyorlar,” dedi.

Yavaş, bazı sosyal medya hesapları ve televizyon programlarında belediye başkanlarının henüz mahkeme kararı bulunmadan suçlu ilan edildiğini savundu. “Bazıları sosyal medyada linç ediyor, bazıları televizyonlarda kurdukları mahkemelerle belediye başkanlarımızı mahkûm ediyor,” diye konuştu. Yargılama sonunda beraat kararı verilmesi halinde kişilerin uğradığı itibar kaybının giderilemeyeceğini belirten Yavaş, “Yarın beraat ettikleri zaman bunun asla telafisi olmuyor,” dedi.

“Herkes için eşit adalet istiyoruz”

Yavaş, konuşmasının sonunda soruşturulan kişilerin siyasi kimliklerinden bağımsız olarak adil yargılanma, masumiyet karinesi ve kişi özgürlüğü haklarının korunması gerektiğini söyledi. Belediye başkanlarının hesap vermekten kaçmadığını ancak soruşturmaların siyasi bir cezalandırma yöntemine dönüşmemesi gerektiğini belirten Yavaş, yargının tüm yurttaşlara eşit mesafede durması gerektiğini ifade etti.

Yavaş, “Herkese adalet istiyoruz, herkese eşit adalet istiyoruz,” dedi.