Basın özgürlüğü örgütlerinden Türkiye’ye çağrı: NATO Zirvesi öncesi gözaltına alınan gazeteciler serbest bırakılsın

Basın özgürlüğü örgütlerinden Türkiye’ye çağrı: NATO Zirvesi öncesi gözaltına alınan gazeteciler serbest bırakılsın

paylaş :

27 basın ve insan hakları örgütü, NATO Zirvesi öncesi Türkiye’de gazeteci ve sivil toplum temsilcilerine yönelik gözaltılara tepki gösterdi.

 Avrupa Basın ve Medya Özgürlüğü Merkezi’nin de aralarında bulunduğu 27 basın özgürlüğü, ifade özgürlüğü, gazetecilik ve insan hakları örgütü, Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi öncesinde Türkiye’de gazeteciler ve sivil toplum temsilcilerine yönelik gözaltı ve tutuklamalardan “derin kaygı” duyduklarını açıkladı.

European Centre for Press and Media Freedom’ın (ECPMF) koordinasyonunda yayımlanan ortak açıklamada, Türkiye’de son iki haftada eleştirel seslere ve bağımsız medyaya yönelik baskıların arttığı belirtildi. Açıklamada, Media Freedom Rapid Response’ın (MFRR) Mapping Media Freedom platformunun bu dönemde 11 gazeteci ve medya çalışanının “muğlak ya da haksız gerekçelerle” gözaltına alındığını belgelediği kaydedildi.

Açıklamada, gözaltıların birçoğunun Ankara’daki 7-8 Temmuz NATO Zirvesi ile doğrudan bağlantılı olmadığı belirtildi. Örgütler, gelişmelerin yalnızca tekil vakalar olarak görülemeyeceğini, NATO Zirvesi öncesinde eleştirel haberciliği sınırlamaya dönük daha geniş bir baskı örüntüsüne işaret ettiğini savundu.

RTÜK’ün NATO uyarısı da eleştirildi

Ortak açıklamada, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nun (RTÜK) NATO Zirvesi öncesinde yayıncılara yaptığı yazılı uyarıya da dikkat çekildi. RTÜK’ün yayın kuruluşlarından zirveye ilişkin haber ve tartışma programlarında “kamu yararı” ve “milli güvenlik perspektifini” gözetmelerini istediği hatırlatıldı.

Açıklamada, RTÜK’ün doğrulanmış bilgi, ölçülü yayıncılık ve “toplumsal hassasiyetlere” duyarlılık vurgusu yaptığı; ayrıca uzmanların tüm yayınları izleyeceğini bildirdiği belirtildi. Basın özgürlüğü örgütleri, bu tür uyarıların zirve öncesinde medya üzerinde baskı oluşturabileceği görüşünü dile getirdi.

Akreditasyon engelleri ve gözaltılar aynı döneme denk geldi

Açıklamada, gazetecilere yönelik gözaltı ve tutuklamaların, Türkiye’de faaliyet gösteren bazı bağımsız medya kuruluşlarının NATO Zirvesi için akreditasyon alamamasıyla aynı döneme denk geldiği belirtildi.

Örgütler, daha önce NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’ye ortak bir mektup göndererek, bağımsız medya kuruluşlarının Ankara’daki zirveyi takip edebilmesi için akreditasyon taleplerinin yeniden değerlendirilmesini istemişti.

Açıklamada, gazetecilere yönelik işlemlerin aynı zamanda aktivistler, avukatlar, akademisyenler ve hak savunucularına yönelik geniş çaplı gözaltı ve tutuklamalarla birlikte gerçekleştiği kaydedildi.

Hedef alınan gazeteciler sıralandı

Ortak açıklamada, son dönemde hedef alındığı belirtilen gazeteciler arasında Evrensel gazetesi çalışanı Doğa Baskan, Kaos GL Genel Yayın Yönetmeni Yıldız Tar, gazeteci Ali Çağatay, Müberra Ünsal, Cumhuriyet gazetesi muhabiri Gülnur Saydam, OdaTV’den Ceren Erdoğdu, T24’ten Buse Söğütlü, Niha+’dan Abbas Vural, Azadiya Welat Genel Yayın Yönetmeni Berfin Ay, BirGün muhabiri Kayhan Ayhan ve Ortak araştırmacı gazetecilik platformundan Hazar Dost yer aldı.

Açıklamaya göre, Doğa Baskan 25 Haziran’da “dezenformasyon” suçlamasıyla gözaltına alındı ve tutuklandı; 27 Haziran’da serbest bırakıldı. Baskan’ın, gazetenin internet sitesine editoryal onay olmadan yüklenen ve kısa süre içinde kaldırılan bir metin nedeniyle yargılandığı belirtildi.

Kaos GL Genel Yayın Yönetmeni Yıldız Tar’ın ise 25 Haziran’da Ankara’da 200’den fazla kişiyi hedef alan operasyonlar kapsamında tutuklandığı kaydedildi. Açıklamada, Tar’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın muhafazakâr değerleri öne çıkaran “Aile Yılı”na ilişkin yayınları hakkında sorgulandığı ifade edildi.

Gazeteci Ali Çağatay’ın, polis operasyonlarına ilişkin bir sosyal medya paylaşımı nedeniyle “dezenformasyon” suçlamasıyla 25 Haziran’da gözaltına alındığı ve 27 Haziran’da tutuklandığı belirtildi.

Gazetecilerin cihazlarına el konulduğu belirtildi

Açıklamada, bazı gazetecilerin ev baskınlarıyla gözaltına alındığı, cihazlarına el konulduğu ve şifrelerinin istendiği belirtildi. Bunun Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamında güvence altına alınan özel hayatın gizliliği ve haberleşme hakkı bakımından ciddi kaygı yarattığı vurgulandı.

Bazı gazetecilerin avukatlarıyla görüşmesinin engellendiği de belirtilen açıklamada, bunun adil yargılanma ve hukuki yardıma erişim hakkını ihlal ettiği ifade edildi.

Örgütler, gazetecilerin haberleri ve sosyal medya paylaşımları nedeniyle gözaltına alınmasının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ifade özgürlüğünü güvence altına alan 10. maddesine ve uluslararası basın özgürlüğü standartlarına aykırı olduğunu bildirdi.

“Dezenformasyon ve terör yasaları gazeteciliği bastırmak için kullanılıyor”

Ortak açıklamada, Türkiye’de gazetecilere yönelik işlemlerin terörle mücadele mevzuatı, Türk Ceza Kanunu’nun 217/A maddesinde düzenlenen “dezenformasyon” suçu ve keyfi polis yetkileri kullanılarak yürütüldüğü savunuldu.

Basın özgürlüğü örgütleri, bu uygulamaların gazeteciliği kriminalize ettiğini ve gazeteciler üzerinde caydırıcı etki yarattığını belirtti.

Açıklamada, operasyonların uluslararası liderlerin Ankara’ya gelişinden hemen önce yapılmasının, NATO Zirvesi’ne ilişkin bağımsız haberciliği engellemeye dönük bilinçli bir strateji olup olmadığı konusunda soru işaretleri yarattığı ifade edildi.

Türkiye’ye dört çağrı

ECPMF, EFJ, IFJ, IPI, CPJ, PEN International, MLSA, P24 ve diğer imzacı kuruluşlar, Türkiye makamlarına bağımsız medya ve eleştirel gazetecileri hedef almayı derhal bırakma çağrısı yaptı.

Açıklamada, tutuklu gazetecilerin serbest bırakılması, gazetecilerin mesleki faaliyetlerinden kaynaklanan suçlamaların düşürülmesi ve terörle mücadele ile dezenformasyon yasalarının bağımsız gazeteciliği bastırmak amacıyla kullanılmasına son verilmesi istendi.

Örgütler ayrıca NATO Zirvesi’ne katılan yetkililere de çağrıda bulunarak, Türkiye’deki muhataplarıyla görüşmelerinde basın özgürlüğüne ilişkin kaygıları gündeme getirmelerini istedi.

Açıklamada, “Uluslararası bir etkinliği takip eden gazeteciler misilleme, taciz veya gözaltı korkusu olmadan işlerini yapabilmelidir. Özgür ve bağımsız medya, demokratik güvenliğin temel taşıdır” denildi.