Time yazarı Ian Bremmer: Erdoğan’ın elindeki kozlar tükeniyor

Time yazarı Ian Bremmer: Erdoğan’ın elindeki kozlar tükeniyor

paylaş :

Time’da Ian Bremmer imzasıyla yayımlanan makalede, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 23 yıllık iktidarının ardından siyasi manevra alanının daraldığı değerlendirmesi yapıldı. Bremmer, Macaristan Başbakanı Viktor Orbán’ın nisan ayında seçimleri kaybetmesinin, güçlü liderlerin siyasi oyunun kurallarını kendi lehlerine değiştirmiş olsalar bile seçimlerde yenilebileceğini gösterdiğini belirtti.

Ian Bremmer, 16 Haziran 2026 tarihli “Türkiye’nin Erdoğan’ının Elindeki Kozlar Tükeniyor” başlıklı makalesinde, Erdoğan’ın Türkiye siyasetinde Orbán’dan daha uzun süre “siyasi yerçekimine meydan okuduğunu” yazdı. Bremmer’e göre Erdoğan, sert ve pragmatik siyasi yöntemleriyle birçok liderden ayrışıyor ve 23 yıllık iktidarına rağmen hâlâ yeni hamleler yapabiliyor. Ancak yazıda, bu hamlelerin Erdoğan’ın iktidar süresini daha da uzatmaya yetip yetmeyeceğinin artık belirsizleştiği vurgulandı.

Makalede, Türkiye’de ana muhalefet partisi CHP’ye yönelik son yargı süreci de değerlendirildi. Bremmer, geçen ay bir Türk mahkemesinin CHP’nin etkili ve karizmatik liderini görevden alarak yerine, Erdoğan karşısında seçim kaybetmesiyle tanınan eski genel başkanı getirdiğini belirtti. Yazara göre bu gelişme, Erdoğan’ın muhalefeti bölme ve kendisi açısından en güçlü siyasi rakipleri zayıflatma stratejisinin yeni bir örneği olarak öne çıktı.

Bremmer, Türkiye’de siyasi güç dengesinin 2002’de Erdoğan ve Adalet ve Kalkınma Partisi’nin iktidara gelişiyle köklü biçimde değiştiğini hatırlattı. Makalede, Cumhuriyet’in kuruluşundan itibaren uzun yıllar boyunca siyasi gücün ülkenin büyük şehirlerindeki milliyetçi ve katı laik elitlerin elinde olduğu, ancak AK Parti’nin sosyoekonomik açıdan dışlanmış ve dindar Müslüman seçmenlerin desteğiyle Anadolu’yu Türk siyasetinin merkezine taşıdığı ifade edildi.

Yazıda, Erdoğan’ın 11 yıl başbakanlık yaptıktan sonra 2014 yılında halk tarafından seçilen ilk cumhurbaşkanı olduğu belirtildi. Ardından 2017 anayasa referandumu ile yürütme yetkilerinin parlamentodan cumhurbaşkanlığı makamına kaydırıldığı hatırlatıldı. Bremmer, bu sistemin Erdoğan’a yeni yasalar çıkarma, mevcut yasaları değiştirme, üst düzey kamu görevlilerini atama, uluslararası anlaşmaları onaylama ve silahlı kuvvetleri kontrol etme gibi geniş yetkiler sağladığını yazdı.

Makalede, demokratik denetim mekanizmalarının ise Erdoğan’ı siyasi süreci, medyayı ve yargıyı kontrol etmeye çalışmakla suçladığı aktarıldı. Buna karşın Erdoğan’ın 2018 ve 2023 seçimlerini kazanarak görevini sürdürdüğü belirtildi.

Bremmer’e göre son yıllarda Türkiye’de tablo Erdoğan açısından daha zor hale geldi. Yazıda, ekonominin kötü yönetilmesi, enflasyonun kontrol altına alınamaması ve yönetimin giderek daha otoriter bir karakter kazanması nedeniyle seçmenlerin Erdoğan ve AK Parti’ye yönelik tepkisinin arttığı ifade edildi.

Bu tepkinin en belirgin sonuçlarından birinin 2024 yerel seçimlerinde görüldüğü kaydedildi. Bremmer, Atatürk tarafından kurulan ve o dönemde Özgür Özel’in liderliğindeki Cumhuriyet Halk Partisi’nin yerel seçimlerde önemli başarılar elde ettiğini yazdı. İstanbul’da ise genç ve karizmatik CHP’li siyasetçi Ekrem İmamoğlu’nun, Erdoğan’ın da 1990’larda belediye başkanlığı yaptığı kenti kazandığı vurgulandı.

Makalede, Erdoğan’ın geçmişte siyasi gerilemelere çoğu zaman rakiplerinin hareket alanını daraltarak yanıt verdiği değerlendirmesi yer aldı. Bremmer, ceza soruşturmaları sonucunda yüzlerce muhalif siyasetçinin tutuklandığını, insan hakları örgütleri ve CHP’nin bu suçlamaların siyasi amaçlarla yöneltildiğini savunduğunu aktardı.

Bir sonraki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Erdoğan’a rakip olması beklenen Ekrem İmamoğlu’nun 2025 yılında yolsuzluk suçlamalarıyla tutuklandığı hatırlatılan makalede, İmamoğlu hakkında istenen cezaların toplamının 2 bin 300 yılı aştığı belirtildi. Bremmer, İmamoğlu’nun bir yılı aşkın süredir yargılanmayı beklerken cezaevinde bulunduğunu yazdı.

Yazıda, muhalefete yönelik son yargı hamlesinin 21 Mayıs’ta geldiği ifade edildi. Bremmer, bir temyiz mahkemesinin CHP’nin liderlik seçimini iptal ederek giderek daha popüler hale gelen Özgür Özel’in genel başkanlığını düşürdüğünü ve yerine selefi Kemal Kılıçdaroğlu’nu getirdiğini belirtti.

Makalede, 77 yaşındaki Kılıçdaroğlu’nun CHP’nin 2011-2023 yılları arasında üst üste beş genel seçim kaybettiği dönemin lideri olarak bilindiği hatırlatıldı. Ayrıca Kılıçdaroğlu’nun son cumhurbaşkanlığı seçiminde Erdoğan’a karşı da yenildiği belirtildi.

Bremmer, mahkeme kararının Türkiye’de yeni bir siyasi kriz yarattığını, borsada sert düşüşlere ve çeşitli kentlerde protestolara yol açtığını ifade etti. Yazara göre Erdoğan, bu hamleyle bir kez daha en tehlikeli rakiplerinden birini etkisiz hale getirmiş ve muhalefeti bölmüş gibi görünüyor.

Ancak Bremmer, bu kez Erdoğan açısından koşulların geçmişe kıyasla daha sınırlı olduğunu savundu. Yazıda, Türkiye’nin mevcut anayasasının bir cumhurbaşkanının en fazla iki dönem görev yapmasına izin verdiği hatırlatıldı. Bu nedenle Erdoğan’ın 2028 seçimlerinde mevcut kurallar altında yeniden aday olmasının mümkün görünmediği belirtildi.

Makaleye göre Erdoğan’ın önünde iki olası yol bulunuyor. Birinci seçenek, anayasa değişikliği yaparak yeniden adaylığının önünü açmak. İkinci seçenek ise erken seçim kararı alarak ikinci dönemini kısaltmak ve üçüncü kez aday olmasına imkân sağlayabilecek anayasal hükmü işletmek.

Ancak Bremmer, Erdoğan ve AK Parti’nin şu anda bu seçenekleri hayata geçirecek parlamento çoğunluğuna sahip olmadığını vurguladı. Bu nedenle Erdoğan’ın siyasi geleceğini güvence altına almak için atabileceği adımların hem anayasal hem de siyasal sınırlara takıldığı değerlendirmesi yapıldı.

Yazıda, Erdoğan’ın son hamlelerinin siyasetten sessizce çekilme gibi bir niyeti olmadığını gösterdiği belirtildi. Bremmer’e göre Cumhurbaşkanı Erdoğan, siyasi alanı kendi lehine yeniden şekillendirmek için hâlâ hamle yapmaya çalışıyor; ancak bu kez elindeki araçlar önceki dönemlere göre daha sınırlı.

Makalede, muhalefetin önündeki temel sınavın ise yeniden toparlanmak, ortak bir aday etrafında birleşmek ve Erdoğan’ın bir sonraki adımına karşı hazırlıklı olmak olduğu ifade edildi. Bremmer, Erdoğan’ın hâlâ güçlü bir siyasi aktör olduğunu ancak Türkiye siyasetinde artık manevra alanının daraldığını savundu.