EuroTopics: NATO Zirvesi: Birlik mi, Kırılganlık mı?

EuroTopics: NATO Zirvesi: Birlik mi, Kırılganlık mı?

paylaş :

NATO liderleri Lahey’de savunma harcamalarını GSYİH’nin %5’ine çıkarma hedefiyle toplandı. Zirve, Trump’ın taleplerine göre şekillenirken, Avrupa basını birlik mesajı ile derin görüş ayrılıkları arasındaki gerilimi tartışıyor. Ukrayna’nın konumu belirsizliğini korurken, kamuoyuna savunma politikalarının anlatılması Avrupa’da yeni bir sınav haline geliyor.

EuroTopics'in derlemesine göre, Lahey’de gerçekleşen NATO zirvesi, yüzeyde bir birlik ve dayanışma mesajı vermeyi hedeflese de, Avrupa basınındaki yorumlar, bu birliğin arka planında çatlakların derinleştiğini gösteriyor. Zirvede alınması beklenen en dikkat çekici karar, tüm üyelerin gayrisafi yurt içi hasılalarının yüzde 5’ini savunmaya ayırma taahhüdü. Bunun yüzde 3,5’i silah ve askeri kuvvetlere, yüzde 1,5’i ise stratejik altyapıya ayrılacak. Ancak zirvenin tonunu belirleyen asıl unsur, bu askeri hedef değil, ABD Başkanı Donald Trump’ın gündemi oldu.


? Kırılgan İttifak, Esnek Diplomasi

De Standaard, yeni Genel Sekreter Mark Rutte’nin görevinin zorluğunu vurguluyor: NATO içindeki siyasi ve stratejik uçurumlar, onu belirsiz tavizlerle ilerlemeye zorluyor. Rutte, Ukrayna'nın NATO üyeliğine dair “geri dönüşü olmayan yol” ifadesini kullansa da, bu tür açıklamaların tüm ittifak üyelerini bir arada tutmak için verilen esnek ama muğlak sözler olduğunu belirtiyor. Trump ile Avrupa arasında açılan mesafenin ise artık kolayca kapanamayacağı kabul ediliyor.


? Trump Merkezli Bir Zirve

Kleine Zeitung’un analizine göre, Lahey’deki NATO zirvesi, tam anlamıyla Trump’ı "sıkmamak" üzerine kurgulandı. Oturum süresi iki buçuk saate indirildi, özel golf etkinliği programa eklendi. Yorumcular, NATO'nun stratejik gündeminin ABD iç politikasına bu denli bağımlı olmasını eleştiriyor.


? NATO’nun Faydası ABD İçin de Açık

Spotmedia, Trump’ın NATO’nun sağladığı stratejik altyapının önemini artık fark ettiğini savunuyor. İran’daki operasyonların NATO ülkeleriyle işbirliği olmadan başarıya ulaşamayacağı vurgulanırken, bu deneyimin AB ile ABD ilişkilerinde yeni bir yakınlaşmanın kapısını aralayabileceği görüşü dile getiriliyor. Bu aynı zamanda Ukrayna’ya yönelik daha kararlı bir destek mekanizmasının da önünü açabilir.


? Avrupa’nın Etkisizliği ve Kurumsal Zayıflık

L’Opinion, Avrupa’nın büyük dış politika meselelerinde etkisiz kaldığını, özellikle Ukrayna’daki askeri dengede belirleyici bir rol oynayamadığını ifade ediyor. Yazara göre ne Brüksel ne de Paris ya da Berlin gerçek anlamda jeopolitik sonuç yaratabiliyor. Zirvede ABD’nin hâlâ kilit aktör olduğunu ve Avrupa Konseyi’nin ise sadece güçlü bir izlenim yaratmaya çalıştığını söylüyor.


? Kamuoyu Desteği Sorunu ve İç Siyaset

15min’den Ramūnas Vilpišauskas, savunma harcamalarının Avrupa halklarına anlatılmasının zorluğuna dikkat çekiyor. “Silah mı, tereyağı mı?” ikilemi birçok ülkede –özellikle Almanya gibi popülist partilerin güç kazandığı yerlerde– önemli bir siyasi risk olarak değerlendiriliyor. Güvenlik harcamaları, sosyal harcamaların alternatifi gibi gösterildiğinde, bu durum halk desteğini zayıflatabilir.


? Gerçek Güç: Toplumsal Uyum

Volkskrant yazarı Marica Luyten ise konuyu askeri bütçelerin ötesine taşıyor: Asıl savunmanın temelini, toplumların kendi içindeki dayanışması oluşturuyor. Putin’in yürüttüğü hibrit savaş, Avrupa halklarının birbirleriyle olan bağlarını hedef alıyor. Silahlanma kadar, toplumsal birlik de bir güvenlik meselesi.